Bu Blogda Ara

Yükleniyor...

Share it

18 Eylül 2009 Cuma

Her gün 1 milyon çocuk 1 bardak süt içecek.

2009-2010 eğitim-öğretim yılının ikinci döneminde her gün 1 milyon çocuğa 200 mililitrelik süt dağıtılacak.
2009-2010 eğitim-öğretim yılının ikinci döneminde her gün 1 milyon çocuğa 200 mililitrelik süt dağıtılacak. Okul sütü projesinin devlet politikası olarak benimsenip kalıcı hale getirilmesi hedefleniyor.

Süt üreticileri ve sanayicileriyle kamunun oluşturduğu Ulusal Süt Konseyi’nin, geçen hafta iki gün süren arama konferansından günde 1 milyon çocuğa ulaşması planlanan okul sütü projesi çıktı.

Ulusal Süt Konseyi’nden yapılan açıklamaya göre, sektörün önde gelen üreticileri, sanayicileri, kamu, üniversite, finans kesiminin temsilcileri ve sektöre girdi sağlayan tedarikçilerin katılımı ile 2 gün süren bir Arama Konferansı gerçekleştirildi. Arama Konferansı’na katılan Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, süt sektörü hakkında bilgi vererek, Türkiye’de geçen yıl itibariyle 12.3 milyon ton süt üretildiğini belirtti. Hayvan sayısında azalma olmasına rağmen, süt miktarında yüzde 50 artış olduğunu kaydeden Bakan Eker şunları söyledi:

“Toplam tarım destekleri içinde yüzde 4 civarında olan hayvancılık desteklerini yüzde 24’e çıkardık. Eskiden tarım diğer sektörlerin üvey evladı, hayvancılık da tarımın üvey evladıydı. Şimdi bu desteklerden yüzde 24 pay alır hale geldi.”

Dar gelirli öğrencilerin süt içmesi amacıyla okul sütü projesi üzerinde çalıştıklarını ifade eden Eker şöyle konuştu:
“Gıda yardım paketlerine süt de dahil edildi. Bizim çocukluğumuzda okullarda süt tozu dağıtılırdı. Okullarda süt dağıtımı ile ilgili Sağlık Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı ile çalışma halindeyiz. Yoksul bölgelerde süt dağıtımının mutlaka devlet eliyle yapılması gerekiyor. Süt Konseyi’nden bu konuda destek bekliyorum. Tüketilecek olan süt onların ürettiği süttür. Bu üretim ve tüketimi de artırır.”
3 bakanlık çalışacak
Okul sütü projesiyle ilgili olarak Milliyet’e bilgi veren Ulusal Süt Konseyi Genel Sekreteri Burcu Oğuz, 2009-2010 eğitim-öğretim yılının ikinci döneminde her gün 1 milyon çocuğa 200 mililitrelik süt dağıtılacağını söyledi. Daha önce de okullarda öğrencilere süt dağıtıldığını hatırlatan Oğuz, Ulusal Süt Konseyi’nin okul sütü projesinin devlet politikası olarak benimsenip bundan sonra kalıcı hale getirilmesini hedeflediğini anlattı. Konseyin, okul sütü projesi için üç bakanlıkla koordineli çalıştığını belirten Oğuz şu bilgileri verdi:
“Bunlar Milli Eğitim, Tarım ve Sağlık bakanlıkları. Milli Eğitim Bakanlığı okulları organize edecek ve oluşturduğu listeleri Ulusal Süt Konseyi’ne verecek. Sağlık Bakanlığı sütün dağıtıldığı okullarda çocukların sağlığına ilişkin ölçümlemeler yapacak ve reklam kampanyalarına destek olacak. Proje Tarım Bakanlığı’nın himayesinde gerçekleştirilecek.”
Toplam 16 milyon litre
Öğrencilere ikinci yarıyıl boyunca okulun açık olduğu her gün süt dağıtılacağını belirten Ulusal Süt Konseyi Genel Sekreteri Burcu Oğuz, bu sürenin yaklaşık 80 gün olduğu göz önüne alındığında dağıtılacak toplam süt miktarının 16 milyon litre olacağının hesaplandığını kaydetti. Süt firmalarının dağıtılacak olan sütü piyasa fiyatının çok altına devlete satacaklarını ifade eden Oğuz, “Paketlerin üzerinde ticari firma logosu bulunmayacak sadece Ulusal Süt Konseyi’nin logosu olacak” dedi.
Oğuz, amacı çocuklara süt içme alışkanlığını kazandırmak ve ailesinin geliri süt almaya imkân vermeyen çocuklara bu temel gıdayı ulaştırmak olan projenin kamuoyuna duyurulması için reklam kampanyası da düzenleneceğini sözlerine ekledi.
Kaynak: Ebru Sungur www.milliyet.com.tr

17 Eylül 2009 Perşembe

NBA Nedir ve Tarihi!

National Basketball Association (NBA)

Amerika Birleşik Devletleri'nde kurulmuş bulunan profesyonel basketbol ligi organizasyonudur.

Tüm dünyada en çok izlenen spor organizasyonlarından biri olan NBA, ABD dışında 1940'lı yıllarda Kanada'da Toronto Huskies takımı ile varken, bu takım daha sonra kapanmıştır. 1995'de tekrar Kanada'da Toronto Raptors ve Vancouver Grizzlies takımları ile bu ülkeye de taşındığı halde Vancouver'da yeterli ilgiyi görmediği için ABD dışında sadece Toronto takımı vardır.


Tarihi
NBA, 6 Haziran 1946 tarihinde "Basketball Association of America" (BAA) adıyla kuruldu. Bugünkü adı olan "National Basketball Association" (NBA) ismi ise 1949 yılında ABD'de kurulmuş olan bir diğer profesyonel lig olan "National Basketball League" (NBL) ile birleşmesinden sonra alındı.

NBL 12 yıldır süren profesyonel bir lig olmasına rağmen genel olarak 3 yıllık BAA'nın önderliğinde kuruldu. Bunda, BAA'nın ülke çapında büyük şehirlerde yaygın bir lig olması sebepti. 1949 yılında iki ligin birleşmesinden dolayı 17 takımlı bir lig oluştu. Bu birleşme sonucu büyük şehirlerdeki büyük takımlar ile küçük kasaba takımlarının karışımı dengesiz bir lig oluştu.

1950'de lig 11 takıma düştü. 1954'de lig tarihinin en az takım olan 8 takım kaldı. Bu sekiz takım hala ligde mücadele eden Knicks, Celtics, Warriors, Lakers, Royals (Sonradan Kings oldu), Pistons, Hawks ve Nationals (Sonradan 76ers oldu)'dır. Bu arada takımlar küçük şehirlerden daha büyük şehirlere taşınmaya başladı. Örneğin Hawks Tri-Cities'den Milwaukee'ye ve oradan St. Louis'e; Royals Rochester'den Cincinnati'ye ve Pistons Fort Wayne'den Detroit'e taşındı.

İlk Afroamerikan oyuncuların kontrat imzalamaya başladığı 1950'ler 5 kez şampiyonluk kazanan Minneapolis Lakers'ın bariz bir üstünlüğü ile geçti.

1954 yılında lig maçlarındaki mücadeleyi hızlandırmak için hücum süresi 24 saniyeye ilk kez NBA'de indirildi.

1956 yılında çaylak pivot Bill Russell'ın Boston Celtics'e transfer olmasıyla ligin görünümü birden değişti. Zaten elinde Bob Cousy gibi yıldız bir gurad bulunan Celtics, ligi domine etmeye başladı ve 13 sezonda 11 şampiyonluk kazandı. 1959 yılında başka bir efsane Wilt Chamberlain NBA'de oynamaya başladı ve tüm rekorları alt üst etti. Russell ile Chamberlain'in çekişmesi halen takım sporlarında gelmiş geçmiş en ünlü çekişmelerden bir olarak kabul edilir.

Bu dönemde Lakers'ın Los Angeles'e taşınması ve bazı yeni takım eklemeleri ile ligin güç dengesi biraz oturmaya başladı.

1967 yılında ABA kısa adıyla "American Basketball Association" isimli başka bir lig kurulması ile ligin kalitesi bir kez daha tehlikeye girdi. New York Nets, Denver Nuggets, Indiana Pacers ve San Antonio Spurs gibi bugün NBA'de mücadele eden takımları da içeren lig 1976'da NBA'le birleşti. Bu dönemde NBA'in Kareem Abdul Jabbar, Oscar Robertson gibi oyuncuları kendi bünyesine katabilmesi belki de NBA'in bu rekabetten üstün çıkmasını sağladı.

ABA ile birleşme sonucu takım sayısı 22'ye çıktı ve birleşmeden üç yıl sonra 1979 yılında ABA'da olan ama NBA'de olmayan üç sayı kuralı NBA tarafından kabul edildi.

Bu yıllardaki lig için diğer önemli olay ise lige katılan yeni oyuncular Larry Bird ve Magic Johnson'dır. Bu iki oyuncu hem lige yeni bir rekabet katmış hem de pek çok yeni izleyici çekti. Bird, Celtics; Magic Johnson ise Lakers tarafından takımlarına katıldı ve Celtics 3, Lakers 5 şampiyonluk kazandı. 1989 yılında ligdeki takım sayısı 27'ye çıkarıldı.

1980'ler bu şekilde geçtikten sonra 1989 yılında Michael Jordan'ın lige girmesi ile NBA yepyeni bir görünüm kazandı ve 1990'lar Chicago Bulls'un etkinliğinde geçdi. Bulls Jordan'ın önderliğinde 6 şampiyonluk kazandı.

1990'larda ayrıca NBA dünya çapında büyük tanınma ve artık dünya çapında takip edilen bir lig konuma ulaştı. 1995 yılında ABD dışında Kanada'da Toronto Raptors ve Vancouver Grizzlies takımları kuruldu ve takım sayısı 29 oldu. 1992 yılında Rüya Takım (Dream Team) adıyla ilk defa NBA'in profesyonel oyuncuları Barselona'daki olimpiyatlara katıldı. Michael Jordan, Larry Bird ve Magic Johnson'lı ABD milli takımı her maçını farklı kazanarak Olimpiyat altın madalyası kazandı.

Uzun süre yabancı oyuncu almakta tereddüt eden takımlar bu dönemde Dražen Petrović, Vlade Divac gibi oyuncuların başarılı olmasıyla tüm dünyadaki ligleri taramaya ve yetenekli oyuncuları bünyelerine katmayan başladılar. 1994 yılında NBA'de MVP ödülünü Nijeryalı Hakeem Olajuwon kazandı. 2002 yılında İspanya vatandaşı Pau Gasol yılın çaylak oyuncusu ödülünü kazandı. Yine 2002 yılında Çin'li Yao Ming NBA Draftı'nda ilk sıradan seçildi.

1996 yılında bayanlar ligi "Women's National Basketball Association" (WNBA), 2002 yılında ise genç oyuncuların gelişmesi için rezerv lig konumunda "NBA Development League" kuruldu.

2004 senesinde daha önce Hornets takımına ev sahipliği yapan Charlotte'da Bobcats takımı kuruldu ve takım sayısı 30'a yükseldi.


Şampiyonluklar
17 kez: Boston Celtics (1957, 1959, 1960, 1961, 1962, 1963, 1964, 1965, 1966, 1968, 1969, 1974, 1976, 1981, 1984, 1986, 2008)
15 kez: Los Angeles Lakers (1949, 1950, 1952, 1953, 1954, 1972, 1980, 1982, 1985, 1987, 1988, 2000, 2001, 2002, 2009)
6 kez: Chicago Bulls (1991, 1992, 1993, 1996, 1997, 1998)
5 kez: Minneapolis Lakers (1949, 1950, 1952, 1953, 1954)
3 kez: Detroit Pistons (1989, 1990, 2004), San Antonio Spurs (1999, 2003, 2005)
2 kez: Philadelphia Warriors (1947, 1956), Philadelphia 76ers (1967, 1983), New York Knicks (1970, 1973), Houston Rockets (1994, 1995)
1 kez: Baltimore Bullets (1948), Rochester Royals (1951), Syracuse Nationals (1955), St. Louis Hawks (1958), Milwaukee Bucks (1971), Golden State Warriors (1975), Portland Trail Blazers (1977), Washington Bullets (1978), Seattle SuperSonics (1979)

Normal Sezon
Yaz tatilinin ardından Ekim ayı içinde takımlar antreman için kampa girmeye başlarlar. Bu dönem özellikler çaylak oyuncuların ligin zorluğuna alışmaları sağlanır ve takıma güç kazandırmak için çalışamalar yapılır. Ayrıca geniş kadro içinde takım için aktif olarak kullanılacak 12 oyuncu gerektiği durumlarda kullanılabiliecek 3 adet saket listesinde oyuncular belirlenir. Bu dönem sonrası yeni kurulan National Basketball Development League (Bir çeşit NBA'in rezerv ligi)'e gelişmesi için oyuncular gönderilir. Ve Kasım ayının ilk haftasında NBA Normal sezon maçlarına başlanır.

NBA genel olarak 15'er takımdan doğu ve batı olmak üzere iki konferansa bölünmüştür. Her konferans ise 3'e bölünmüştür ve bu toplam 6 grupta 5'er takım vardır.

Normal sezon içinde bir takım toplam 41'i içi saha 41'i deplasmanda olmak üzere 82 maç yapar. Ancak fikstür alışılmışın dışında aynı sırada devreli sistem gibi devam etmez. Her takım kendi grubundaki takımlarla bir sezonda 4 maç yapar. Kendi konferansında bulunan (doğu veya batı) ama diğer iki grupta bulunan takımlarla 3 veya 4 maç yapar. Diğer konferansataki takımlarla ise iki maç yapar. Yoğun maç programı ve her takımın ülkenin diğer ucundaki takımla da sezon içinde oynama mecburiyeti nedeniyle fikstür ona göre düzenlenir ve takımlar turneye çıkar gibi deplasman maçlarına giderler ve sezon boyunca iki üç gün arayla üstüste maçlar yaparlar.

Şubat ayı içinde NBA All-Star maçı için lige ara verilir. Bu bu aradan sonra takımlar için takas dönemi başlar. Bu tarihten sonra lig bitimine kadar takımlar sözleşme imzalasalar dahi yeni oyuncu oynatmalarına izin verilmez ve sezon sonuna kadar aynı kadroyla mücadele etmek zorundadırlar.

Normal sezon maçları Nisan ayı içinde sona erer. Play-off lar öncesi özellikle NBA'de oynayan her oyuncu ve koç için son derece önemli olan sezon ödülleri verilir. Play-off'lar için verilenin dışında sezon için bir En Değerli Oyuncu (Most Valuable Player, MVP) ödülü verilir. Bunun dışında verilen ödüllerin bazıları şöyledir: Ligde ilk sezonunu geçiren oyuncular arasında verilen "Yılın Çaylağı (Rookie) ödülü; Takımlarının genel olarak ilk 5'inde yer almamalarında rağmen yedek kulübesinden (bench) gelerek en büyük faydayı sağlayan oyuncuların aldığı "En iyi 6. Adam Ödülü"; "En Çok Gelişme Gösteren Oyuncu Ödülü"; "En iyi Defansif Oyuncu Ödülü" ve "Yılın en iyi Koçu Ödülü" gibi...


Play Off
NBA Play-offları Nisan sonunda başlar. İki konferanstan 8'er takımdan 16 takım play-offlarda oynamaya hak kazanır. İki konferans için sekizer takım şöyle belirlenir. İki konferans için de ilk üç takım konferanstaki üç grubun lideridir ve doğrudan play off'a çıkar. Kalan beş takım ise gruplar dikkate alınmaksızın galibiyet-mağlubiyet yüzdesi grup liderleri çıktıktan sonra en iyi olan 5 takımdır.

Üst sırada olmak play-off'ta pek çok avantaj geitir. En önemli anvantajlardan biri konferansta birinci sıradan play-off'a çıkan takım sekizinci sıradan çıkan takımla karşılaşır. Bu şekilde lider en kötü galibiyet yüzdesi olan takımla karşılaşmış olur ve bir çeşit seri başı uygulaması uygulanmış olur. İkinci takım yedinci ile, üçüncü altıncı ile ve dördüncü takım beşinci takımla ilk turda karşılaşır. Bunun dışında bir diğer avantaj ise daha iyi sıradan ligi tamamlayan takımın saha avantajına sahip olmasıdır. Bu avantak ilk tur dahil tüm eşleşmelerde uygulanır. Böylece sezonu en iy galibiyetle tamamlayan takım her zaman saha avantajına, yani kendi sahasında daha çok maç yapma imkanına sahiptir.

Play-offlar yedi maç üzerinden oynanır. Yani iki takımın üstüste yapacağı maçlarda 4 galibiyete ulaşan seriyi kazanır ve bir sonraki rakiple eşleşir. Dört galibiyeti bulamayan takım doğrudan elenir. İkinci turda 1. ile 8. galibi ile 5.-6. galibi karşılaşırken; 2.-7. takımların eşleşmesinden üstün çıkan takım ise 3.-6. takımın galibi ile eşleşir. Finale kadar maçların oynanacağı sistem şu şekildedir: 2 - 2 - 1 - 1 - 1 (Önce saha avantajı olan takım başlar) Böylece ligi ön sırada bitiren takım her zaman avantajlı olur. Konferans finalinden sonra Konferans Şampiyonu belli olur ve iki takım NBA Finali'nde karşılar. O zaman seri 2 - 3 - 2 sırasıyla sahalarda oynanır.

NBA Finali iki konferans şampiyonu arasında yine 7 maç üzerinden Haziran ayında oynanır. Kazanan takımın menejeri ve koçu da dahil olmak üzere tüm oyunculara Şampionluk Yüzüğü verilir.
NBA Seçmeleri(Draft)
NBA Seçmeleri (Draft), NBA'de bulunan takımların belli kurallar dahilinde oyuncu seçmesi sistemidir.

NBA'in bugünkü durumuna gelmesinde ve takımların arasındaki dengenin sağlanmasında önemli rolü vardır. Genel olarak NCAA liginde oynayan üniversiteden oyuncular tercih edilirken son senelerde bazı üstün yetenekli oyuncuların doğrudan kolejden itibaren seçildiği de görülmektedir. Bunun dışında son yıllarda yoğun br şekilde ABD dışındaki liglerden de genç oyuncular seçilmektedir.

Yeteneği belli olan ve gelecek vaat eden oyuncular bütün sezon boyunca scoutlar tarafından takip edilir. Ayrıca genç oyuncular yaz liglerinde denenir. Seçim günü gelindiğinde takımların seçeceği oyuncular hemen hemen bellidir. Ancak yine de ilk tercih edilen oyuncuların büyük yıldız oyuncu olacağı kesin değildir. 1998 yılında tüm otoritelerin tercihi olan ve ilk sırada Los Angeles Clippers tarafından büyük umutla ilk sıradan draft edilen Michael Olowokandi bir türlü beklenenleri veremeyip takasta kullanılırken, 1984 yılında 3. sıradan Chicago Bulls tarafından draft edilen Kuzey Karolina mezunu Michael Jordan ligin en önemli oyuncusu olmuş takımına 6 şampiyonluk kazandırmıştır.
Sistem
NBA seçimleri iki aşamada olur. Seçimler kesin kurallara göre belirlenmiştir. İlk aşamada bir önceki sezon play off'a giremeyen 14 takım katılır. Bu aşamada takımlar bir önceki sezondaki sıralamadaki durumlarına göre NBA Lottery denilen çekilişe girerler ve çıkan sonuca göre oyuncularını seçerler.

Bu takımların sıralamada alacakları sıra kura ile belirlenir. Ancak en son sıradaki takımların ilk sıralarda yer alma ihtimalleri daha yüksek tutulmuştur. Sondan başlayarak

1. 250 kombinasyon (1.seçim için ihtimal %25)
2. 199 kombinasyon (% 19.9 ihtimal)
3. 156 kombinasyon (% 15.6 ihtimal)
4. 119 kombinasyon (% 11.9 ihtimal)
5. 88 kombinasyon (% 8.8 ihtimal)
6. 63 kombinasyon (% 6.3 ihtimal)
7. 43 kombinasyon (% 4.3 ihtimal)
8. 28 kombinasyon (% 2.8 ihtimal)
9. 17 kombinasyon (% 1.7 ihtimal)
10. 11 kombinasyon (% 1.1 ihtimal)
11. 8 kombinasyon (% 0.8 ihtimal)
12. 7 kombinasyon (% 0.7 ihtimal)
13. 6 kombinasyon (% 0.6 ihtimal)
14. 5 kombinasyon (% 0.5 ihtimal)

Bu ilk 14 oyuncudan sonra sonraki 16 oyuncu ise play off a çıkan takımlar tarafından tercih edilir. Burada sıralama sezon içinde yaptıkları maçların galibiyet- mağlubiyet oranına göre belirlenir. Sistemin işleyişi yine bir önceki sezonu en iyi oranla bitiren takımın en son tercih etmesi şeklindedir. Burada önemli olan sezonu şampiyon bitirmek değil, normal lig maçlarındaki galibiyet yüzdesidir. Örneğin 2004 yılında play offlar sonunda Detroit Pistons şampiyon olduğu halde normal sezonda en yüksek galibiyet oranını İndiana Pacers aldığı için son sırada İndiana seçmiştir.

İlk turda oyuncular seçildikten sonra aynı sıralama ikinci tur oyuncuları için devam eder ve takımlar ikinci kez oyuncu tercih ederler. Ancak bu sıralama standard olmaz. Çünkü takımlar oyuncu transferinde veya takaslarda draft sırasını da takasa sokarlar. Yani bir oyuncu karşılığında bir draft sırasının karşı takıma verilmesi veya bunu üçlü veya dörtlü olarak takımlar oyuncu ve draft sıralarını takas ederler. Örneğin Vince Carter, Golden State Warriors tarafından draft edilmesine rağmen Golden State hakkını Orlando'ya, Orlando Washington'a, Washington da Toronto Raptors'a devrettiği için Carter Toronto'ya gitmiştir.

1979'dan beri ilk seçilen oyuncular

* 1979- Magic Johnson; Los Angeles Lakers
* 1980- Joe Barry Carroll; Golden State Warriors
* 1981- Mark Aguirre; Dallas Mavericks
* 1982- James Worthy; Los Angeles Lakers
* 1983- Ralph Sampson; Houston Rockets
* 1984- Hakeem Olajuwon; Houston Rockets(Michael Jordan üçüncü sırada seçildi.)
* 1985- Patrick Ewing; New York Knicks
* 1986- Brad Daugherty; Cleveland Cavaliers
* 1987- David Robinson; San Antonio Spurs
* 1988- Danny Manning; Los Angeles Clippers
* 1989- Pervis Ellison; Sacramento Kings
* 1990- Derrick Coleman; New Jersey Nets
* 1991- Larry Johnson; Charlotte Hornets
* 1992- Shaquille O'Neal; Orlando Magic
* 1993- Chris Webber; Orlando Magic
* 1994- Glenn Robinson; Milwaukee Bucks
* 1995- Joe Smith; Golden State Warriors
* 1996- Allen Iverson; Philadelphia 76ers
* 1997- Tim Duncan; San Antonio Spurs
* 1998- Michael Olowokandi; Los Angeles Clippers
* 1999- Elton Brand; Chicago Bulls
* 2000- Kenyon Martin; New Jersey Nets
* 2001- Kwame Brown; Washington Wizards
* 2002- Yao Ming; Houston Rockets
* 2003- LeBron James; Cleveland Cavaliers
* 2004- Dwight Howard; Orlando Magic
* 2005- Andrew Bogut; Milwaukee Bucks
* 2006- Andrea Bargnani; Toronto Raptors
* 2007- Greg Oden; Portland Trail Blazers
* 2008- Derrick Rose; Chicago Bulls

alıntıdır..

NBA Draft Tarihi

Draft Tarihi
NBA, BAA (Basketball Association of America) adıyla kurulduğu ilk zamanlarda şimdiki popülerliğine sahip değildi. Diğer takım sporlarının haricinde, öteki basketbol ligleriyle de mücadele etmek zorunda kalan kuruluş seyirci çekmekte zorlanıyordu. Daha fazla seyirci çekmek için rekabetin artması, rekabetin artması için takımlar arasındaki güç dengesinin kurulması gerekiyordu.

Lig yönetimi ilk sezonu sonunda draft düzenlerken, sıralamayı en az galibiyet alan takımdan en çok galibiyet alan takıma göre yaptı. Buna göre 1946-1947 sezonunda ligin dibindeki takımı Pittsburgh Ironmen’e birinci sıradan seçme hakkı vermişti. Ironmen bu hakkıyla Clifton McNeely’i seçerek lig tarihinde ilk kez bir oyuncuyu draft etti.

BAA, katılımcı takımların salonlara daha çok seyirci çekebilmesi için onlara ilk tur haklarından vazgeçip, kendi bölgelerinden yetişen bir oyuncuyu seçme hakkını vermişti. Bu hakkı ilk kullanan takım ise St. Louis Üniversitesinden Ed Macauley’i seçen St. Louis Bombers olmuştu.

Sistem 1966 yılına kadar devam etti. Ancak NBA, ’66 Draftı’nda yeni bir uygulama getirdi. Buna göre her iki konferansın en son sırasında yer alan iki takım arasında yazı-tura atılacak ve kazanan takım ilk sırayı alacaktı.

Belki de bu sistemin en şanslı takımı Milwaukee Bucks oldu. 1969 yılında 27 galibiyetle Doğu Konferansı sonuncusu olan Bucks, 17 galibiyetli Batı Konferansı sonuncusu Phoenix Suns karşısında yazı-tura atışını kazandı ve takımı profesyonel sporlar tarihinde en kısa sürede şampiyon yapacak oyuncuyu, Kareem Abdul-Jabbar’ı seçti.

1985’te ise draft tarihini kökten değiştirecek bir uygulamaya başlandı. Draft hakları için artık bir kura düzenlenmeye başlandı. Bu kurala göre play-off’a kalamayan her takıma birer zarf verildi ve bu zarflar arasında yapılan çekiliş takımların sıralamalarını belirledi. Play-off’a kalan takımlar ise yine galibiyet sırasına göre dizilmeye devam etti. Uygulamanın en şanslı takımı ise New York Knicks oldu. İlk çekilişi kazanan New York, gelecek 15 sezon boyunca takımda efsaneleşecek Georgetown Üniversitesi pivotu Patrick Ewing’i seçti.

Ancak bu sistemin bazı sakıncaları oldu. Draft asıl amacından, yani güç dengesini sağlamaktan biraz saptı. Ligi sonuncu bitiren bir takım, eğer şansı yoksa play-off’a girememiş bütün takımlar içinde en son sırada seçebilir ve drafttan bir avantaj sağlayamazdı.

1987 yılında eklenen ve hâlâ devam eden kurala göre çekiliş sadece ilk üç sırayı belirleyecek, geri kalan takımlar yeniden başarı sıralamasına göre dizileceklerdi. 1990 yılında ise çekiliş formatında yeniden bir düzenlemeye gidildi. Eklenen kurala göre en kötü galibiyete sahip olan takımın çekilişte daha çok şansı oldu. Günümüzde de süren bu uygulama sayesinde draftın felsefesi kuvvetlendirilmiş ve güç dengesi için kuvvetsiz takımlara daha çok tölerans tanınmıştı.



Geçmiş Seçimler
YIL TAKIM 1. SIRA GELDİĞİ YER

2005 Milwaukee Bucks Andrew Bogut Utah
2004 Orlando Magic Dwight Howard Lise
2003 Cleveland Cavaliers LeBron James Lise
2002 Houston Rockets Yao Ming Çin
2001 Washington Wizards Kwame Brown Lise
2000 New Jersey Nets Kenyon Martin Cincinnati
1999 Chicago Bulls Elton Brand Duke
1998 Los Angeles Clippers Michael Olowokandi Pacific
1997 San Antonio Spurs Tim Duncan Wake Forest
1996 Philadelphia 76ers Allen Iverson Georgetown
1995 Golden State Warriors Joe Smith Maryland
1994 Milwaukee Bucks Glenn Robinson Purdue
1993 Orlando Magic Chris Webber Michigan
1992 Orlando Magic Shaquille O'Neal LSU
1991 Charlotte Hornets Larry Johnson UNLV
1990 New Jersey Nets Derrick Coleman Syracuse
1989 Sacramento Kings Pervis Ellison Louisville
1988 Los Angeles Clippers Danny Manning Kansas
1987 San Antonio Spurs David Robinson Navy
1986 Cleveland Cavaliers Brad Daugherty North Carolina
1985 New York Knicks Patrick Ewing Georgetown
1984 Houston Rockets Akeem Olajuwon Houston
1983 Houston Rockets Ralph Sampson Virginia
1982 Los Angeles Lakers James Worthy North Carolina
1981 Dallas Mavericks Mark Aguirre DePaul
1980 Golden State Warriors Joe Barrry Carroll Purdue
1979 Los Angeles Lakers Earvin Johnson Michigan State
1978 Portland Trail Blazers Mychal Thompson Minnesota
1977 Milwaukee Bucks Kent Benson Indiana
1976 Houston Rockets John Lucas Maryland
1975 Atlanta Hawks David Thompson North Carolina State
1974 Portland Trail Blazers Bill Walton UCLA
1973 Philadelphia 76ers Doug Collins Illinois State
1972 Portland Trail Blazers LaRue Martin Loyola (Illinois)
1971 Cleveland Cavaliers Austin Carr Notre Dame
1970 Detroit Pistons Bob Lanier St. Bonaventure
1969 Milwaukee Bucks Kareem Abdul-Jabbar UCLA
1968 San Diego Rockets Elvin Hayes Houston
1967 Detroit Pistons Jimmy Walker Providence
1966 New York Knicks Cazzie Russell Michigan
1965 San Francisco Warriors Fred Hetzel Davidson
1964 New York Knicks Jim Barnes Texas Western
1963 New York Knicks Art Heyman Duke
1962 Chicago Zephyrs Bill McGill Utah
1961 Chicago Packers Walt Bellamy Indiana
1960 Cincinnati Royals Oscar Robertson Cincinnati
1959 Cincinnati Royals Bob Boozer Kansas State
1958 Minneapolis Lakers Elgin Baylor Seattle
1957 Cincinnati Royals Rod Hundley West Virginia
1956 Rochester Royals Sihugo Green Duquesne
1955 St. Louis Hawks Dick Ricketts Duquesne
1954 Baltimore Bullets Frank Selvy Furman
1953 Philadelphia Warriors Ernie Beck Pennsylvania
1952 Milwaukee Hawks Mark Workman West Virginia
1951 Baltimore Bullets Gene Melchiorre Bradley
1950 Boston Celtics Charlie Share Bowling Green
1949 Providence Steam Rollers Howie Shannon Kansas State
1948 Providence Steam Rollers Andy Tonkovich Marshall
1947 Pittsburgh Ironmen Clifton Neely Texas Western


Draft hakkında herşey
Draft Nedir?
NBA draftı her sene düzenlenen, lige yeni katılacak oyuncuların takımlar tarafından belirli bir sıra dahilinde seçilmesi işlemidir. İki turdan oluşur.

Takımlar nasıl sıralanır?
Normal sezonu Doğu ve Batı Konferanslarında ilk 8 sırada bitiren takımlar play-off mücadelesine başlarken, ligi tamamlayan 14 takım arasında bir piyango çekilir. Bu çekiliş 1000 adet pinpon topuyla yapılır ve normal sezonda en az galibiyet alan takım bu topların 250’sine sahip olur. Play-off’a kalamayan takımlar içinde en çok galibiyet almış olansa 5 top ile piyangoya katılır. İlk üç sıra çekilişle belirlendikten sonra geri kalan 27 takım en başarısızından en başarılısına göre sıralanır. İkinci tur ise çekiliş olmaksızın en az galibiyet alandan en çok galibiyet alana göre sıralanır.

Aynı sayıda galibiyet alan takımlar nasıl sıralanır?
Aynı sayıda galibiyet almış iki takım arasında yazı-tura atılır ve kazanan takım üstte yer alır.

Örnek: 2005 – 2006 sezonunda 49 galibiyet alan New Jersey Nets ile Memphis Grizzlies arasındaki yazı-turayı Nets kazandı. Draft ’06 için New Jersey 23. sırayı elde ederken Memphis ise 24. sıradan seçme hakkına sahip oldu.

Katılacak oyuncular nasıl belirlenir?
Amerika’daki dört senelik üniversitelerden mezun olan bütün oyuncular otomatikman NBA Draft’ı için seçilme hakkını kazanır. 19 yaşını doldurmuş herhangi bir oyuncu ise profesyonel olmak istediğini açıkladıktan sonra NBA’e yapacağı başvuruyla seçilme hakkına sahip olur.

Erken katılımcılar kimlerdir?
Dört yıllık üniversite eğitimi devam ederken profesyonel olma kararı alan oyuncular tekrar kolej basketbolu oynayamazlar. Bu yüzden mezun olmadan NBA Draftı’na girmeyi tercih eden oyunculara erken katılımcılar (Early Entrants) denir.

Başvuru yaptıktan sonra Draft’tan çekilmek mümkün müdür?
Draft edilmiş oyuncular kesinlikle üniversite basketboluna dönemezler. Draft’a gireceğini açıklayan oyuncular ise bir hafta önce belirlenen kesin liste tarihine kadar çekilme hakkına sahiptirler. Ancak bir erken katılımcının üniversiteye geri dönebilmesi için hiçbir menajerle anlaşmamış olması ve NBA takımlarından herhangi bir yardım almamış olması gerekmektedir. Bu kural Draft edilmemiş erken katılımcılar için de geçerlidir.

Örnek: 2005 Draftı’na giren Kentucky Üniversitesi öğrencisi Randolph Morris NBA takımları tarafından seçilmemişti. Bir menajer tutmadığı için okula geri dönme hakkına sahip olan Morris'e deneme idmanlarında bulunduğu 9 NBA takımından aldığı 7,000 dolar tutarındaki (uçak bileti, idmanda giydiği tişört, ayakkabı, taksi, otel parası v.s.) harcamalarını geri ödeme ve 14 maç oynamama cezası gelmişti. Morris ancak bu cezalarını çektikten sonra Kentucky’e geri döndü ve NCAA’de oynayabildi.

Seçilemeyen oyuncular tekrar Draft’a girebilir mi?
Hayır. NBA Draftı’na girip de seçilemeyen oyuncular sadece serbest oyuncu statüsünde takımlarla sözleşme yapabilir.

Birinci tur ile ikinci turda seçilmek arasında ne fark vardır?
Birinci turda seçilen oyuncular en az iki yıllık garanti kontratı hak ederler. İkinci turda seçilen oyuncuların ise NBA’deki hakları 3 yıl boyunca takımında kalır, sözleşme zorunluluğu yoktur. Ancak birinci turdan seçilmiş bir oyuncu tercihine göre NBA’e gitmeyebilir. Bu durumda da NBA haricindeki herhangi bir takımla yaptığı kontrat bittikten bir sene sonrasına kadar NBA hakları oyuncuyu seçen takımda kalır.

Örnek: Orlando Magic’in 2005 Draftı’nda seçtiği Fran Vazquez NBA için kendini hazır hissetmediğini belirterek Avrupa’da kalmıştı. Ancak Vazquez herhangi bir zaman NBA’e gitmek isterse Orlando Magic’te oynamak zorunda. Vazquez ancak mevcut kontratı bittikten sonra bir sene boyunca basketbol oynamazsa serbest oyuncu olarak herhangi bir NBA takımına katılabilir.

Takımlar Draft haklarını takas edebilirler mi?
Bazı takaslarda draft hakları dahil olabilir. Bu Genel Menajerler arasında yapılan anlaşma sonucunda belirlenir ve pazarlığa dahil edilir. Hiçbir NBA takımı gelecekteki iki üst üste birinci tur draft hakkını takas edemez.

Örnek: Atlanta Hawks Joe Johnson takasında Phoenix’e 2006 ve 2007’de kullanılmak üzere iki adet birinci tur draft hakkı verdi. Kurala göre Atlanta Hawks kendine ait iki draft hakkını üst üste verememesine rağmen bu takasta 2006’da Boston Celtics’ten alacağı ilk tur hakkını kullandı. Böylelikle Atlanta hem bu takası mümkün kıldı, hem 2006’da ilk turda seçme hakkına sahip oldu, hem de Boston’dan gelen fazla birinci tur hakkıyla Phoenix’e borcunu ödedi.

Draft edilen oyuncunun NBA dışı bir kontratı varsa bonservis ücretini kim karşılar?
NBA takımları seçtikleri oyuncunun bonservisi için 500,000 Dolara kadar bir ücret verebilirler. Eğer oyuncunun mevcut sözleşmesinin sürdüğü takım daha fazlasını isterse aradaki farkı oyuncu karşılamak zorundadır.

16 Eylül 2009 Çarşamba

Frankfurt Kapılarını Açtı..

Otomotiv sektörünün en önemli organizasyonlarından 63. Uluslararası Frankfurt Otomobil Fuarı (IAA) kapılarını ziyaretçilere açtı.



Dünya basınına kapılarını açan fuarda 82 adet dünya prömiyeri yapılacak. Yüzlerce modelin de makyajlı versiyonunun tanıtılacağı fuarda çevreci otomobiller dikkat çekiyor.

27 Eylüle kadar sürecek olan fuarda, aralarında geçtiğimiz günlerde Türkiye'de üretileceği bildirilen Renault Fluence'in de bulunduğu 82 adet modelin ilk tanıtımı yine bu fuarda yapılacak.

30 farklı ülkeden firmaların katıldığı fuarda, Alman otomobil üreticileri 42 dünya prömiyeri ile gövde gösterisi yapacak.

Alman üreticilerin şovuna sahne olması beklenen fuarda 6 Alman üretici 10 segmentte ilk sırada yer alıyorlar. Alman üreticiler fuarda 42 dünya prömiyeriyle adeta gövde gösterisi yapacak. Küçük otomobil sınıfında Smart yer alırken, yüksek orta sınıfta Audi A6, lüks segmentte ise BMW 6 Serisi yer alıyor. Spor otomobil segmentinde ise Audi TT öne çıkarken, minivan sınıfında ise Ford Focus C-Max ve compak sınıfta Opel Zafira CNG yer alıyor.

Fuarda çevreci, özellikle de elektrikli araçların yoğunluğu göze çarpıyor. Elektrikli araçlarda büyük ilerleme kaydeden Audi, Renault, Toyota ve BMW gibi büyük otomotiv şirketleri pek çok alternatif modeli tüketicilere sunacak. Bir diğer yenilik ise hibrid modellerin bolluğu olacak. Hibrid modellerde Peugeot, Toyota, Hyundai ve Kia gibi markalar ürünlerini sergileyecek.

Süper lüks segmentte Ferrari, yeni 458 modelini sergilerken, Porsche ise yenilediği 911'ini tanıtacak. Ayrıca Rolls Royce ve Bentley, yelpazelerini ekledikleri yeni modelleri bu fuarda tanıtacak. Ayrıca Mercedes'in efsanevi “Martı Kanat” modelinin yeni versiyonu SLR Coupe de burada yer alıyor.

Aşksız Seks,Sekssiz Evlilik Olur mu??

Aşksız seks, sekssiz evlilik olur mu? Sekste en ateşli dönem

11 Eyl 2009 12:10
Evlilikte seks ölüyor mu? Sekssiz evlilikler yaygın mı? Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Sungur merak edilen sorulara yanıt verdi.

Seks olmadan süren evliliklerin yaygınlaşıyor mu? Ya da biz böyle evlilikleri daha mı fazla duyuyoruz?

Muhtemelen her ikisi de. Evliliğe atfedilen anlam günümüzde değişti. Ayrıca özel yaşam, mahremiyet gibi kavramlara daha az itina edildiği için biz de böyle evlilikleri daha çok duyuyoruz.

Evlilikte seks birdenbire mi ortadan kaybolur? Yoksa giderek renksizleşir ve silinir mi?
Seks isteği aniden pek yok olmuyor. Bu durumda sadakatsizlik, eşlerden birinde oluşan cinsel sorun gibi başka şeyleri düşünmek lazım. Evlilikte seksin sıklığı çoğu kez yavaş yavaş azalıyor. Genellikle eşlerden biri sorunu geçici bir durum gibi algılıyor. ‘Çok stresli, çok çalışıyor’ gibi bahaneler buluyor. Ama bir süre sonra öyle olmadığını görünce huzursuzluk duymaya başlıyor. Çünkü bu geçici bir süre olmuyor. Ve cinselliği gittikçe daha sık talep etmeye başlıyor. Hatta cinsellik azaldığı için sevilmediğini düşünüyor. Bir süre sonra da talep etmekten bıkıyor. Çünkü hep talep eden kişi kendisi olduğu için gururu kırılıyor. Hatta kendini sürekli cinselliği isteyen histerik biri gibi hissetmeye başlıyor. Bunun üzerine artık o da cinselliği istemez hale geliyor. Sonuçta iki taraf da istemediği için ‘dengesizliğin dengesi’ oluşuyor.

Bir evlilikte neden cinsellik olmamaya başlar?
Yakın tanışıklık, aşinalık aşkın oluşmasını ve devam etmesini olumlu etkilemiyor. Ortak ilgi alanları, değer yargıları, dünya görüşleri insanları bir yandan birbirlerine çekiyor, bir yandan da itiyor. Evlilik de yakın tanışıklık ve aşinalık demek. Dolayısıyla cinsellik bu durumdan ister istemez olumsuz etkileniyor.

Cinselliği aşk mı çekici hale getiriyor? Aşk bitince seks de bitiyor mu?
Düzenli seks yaşamının doyurucu bir şekilde devamının aşkın süresiyle paralel gittiğini söylemek mümkün. Bence aşk bir görme kusuru. Ne görmek isterseniz onu görürsünüz. Aşık olduğunuzda partneriniz sizin için olağanüstü özelliklere sahiptir, ruh ikizinizdir, sizin için doğmuştur vesaire. Evlilik de bence bu görme kusurunun tedavisidir. Artık gerçekleri görmeye başlarsınız. Böyle baktığınızda aşkın olduğu dönemde seksin yoğun olacağı açık. Ama aşk eninde sonunda bitecektir. Eşler aşkın bitmesini doğal kabul ediyorsa, onun yerine gelen sevgiyi anlayabilecek kadar olgunlaşmışsa seks hala anlamlı bir şekilde devam ediyor. Ama seksin yoğunluğu ve çeşitliliği başlangıca göre aynı olmuyor.

Peki aşkın ömrü ne kadar?
Beyin araştırmaları aşkın ortalama 17 ay sürdüğünü gösteriyor. Tabii aşkı uzatan, azaltan faktörler var. Mesela Romeo ve Juliet’te olduğu gibi engeller... Mesela kıskançlık... Dikkat ederseniz uzamış aşk hikayelerinde engeller vardır. Hepsi de evlenince aşk romanı biter. Ondan sonrasını kimse bize anlatmaz.

Aşka paralel düşündüğümüzde doyumlu cinsellik 17 ay sürüyor diyebilir miyiz?

En ateşli yaşanacak seksin bu 17 aylık dönemde olduğunu söyleyebiliriz. Ancak doyumlu cinsellik yaşam boyu devam edebilir. Yeter ki, aşk yerine gelen sevginin anlamı her iki eş tarafından anlaşılsın.

Seks isteğinin azalması evliliğin bitmesi anlamına mı gelir?
Cinsellik azaldı diye evliliği bitirmek doğru olmaz. Cinsel ilginin değişiklik gösterebileceği, aynı insanda bile farklı zamanlarda değişik düzeylerde olabileceği unutulmamalı. İlginin zaman zaman düşmesi, zaman zaman artması şaşırtıcı bir şey değil. Önemli olan cinsel ilginin neden azaldığını ortaya çıkarmak.

Cinsel ilginin azalmasına evlilikte yaşanan diğer sorunlar kaynaklık edebilir mi?
Sekssiz bir evlilikte sorun direkt cinsellikle ilgili olabilir. Ama çoğu kez kişiler arasındaki iletişim bozukluğu, uzlaşma becerilerindeki düşüş, birbirlerine duyulan öfke gibi pek çok neden çiftlerin cinsellikten uzaklaşmalarına neden oluyor. Özellikle de kadınlar için... Erkek, karı koca ilişkisiyle cinselliği birbirinden daha net sınırlarla ayırıyor. Evlilikte sorunlar olsa bile seksin aksamaması gerektiğini düşünüyor. Ama kadınların seks yapabilmesi, cinsel ilgi duyabilmesi için ortamda bir uyumun, nedenin olması lazım. Sabahtan akşama kadar horlanan, değersizleştirilen bir kadından akşam hiçbir şey olmamış gibi seks yapmasını beklemek gerçekçi değil.

Evliliğinde seks olmayanlarda boşanma oranları daha mı fazla?
Bu konuda net bir istatistik yok. Zaten insanlar boşandıkları zaman ‘Sebep seks’ demiyorlar. Ancak seksin bittiği ilişkilerde çiftlerin yardım almak için daha fazla uzmana başvurduklarını biliyoruz. Evlilik içi sorunlar biraz daha kronik bir şekilde ailenin içinde yaşanabiliyor. Oysa seks bittiğinde eşlerden biri bundan rahatsızlık duyuyorsa mutlaka diğerini zorluyor ve yardım almak için başvuruyor. Doktora başvurmayan çiftler ne yapıyor bilmiyoruz ama başvuran çiftlerde tedavi sonrasında hem cinselliklerinde doyum artıyor hem de ilişkinin niteliği tedavi öncesine göre son derece iyi olabiliyor.

Tek eşliliğin insanın doğasından gelen seks isteğine aykırı olduğu söylenir. Sizce bu doğru mu?
Temelde tek eşlilik hayvan türünde de pek olmayan bir şey. Ama insan, evrimleşmesi sürecinde türüne ait özellikleri değiştirebilen, o çağın gerçeklerine ve gereksinimlerine uyarlayabilen, kendi dürtülerini dizginleyebilen bir varlık olarak gelişmek zorunda. Kaç tane şeyi doğamıza göre yapıyoruz ki zaten? İş cinselliğe gelince ‘Doğamızda yok’ diyoruz ama iş başka şeylere gelince doğamızı değiştirebiliyoruz, hatta doğayı değiştiriyoruz. İnsan aslında doğaya bile büyük oranda hükmetmeye çalışan bir varlıkken ‘Benim doğamda yok’ demeyi doğru bulmuyorum. İlk insan aç olduğu zaman yiyecek çalmak zorundaydı. Ama medenileştikçe bazı şeyleri o çağın gereksinimlerine göre değiştirdi. Tek eşli uzun süre birlikteliği başaran bazı insanlar varsa diğerleri niye beceremesin? Birimiz yapıyorsak hepimiz bunu yapabiliriz. Bu öğrenilen bir şey.

Evli çiftler size hangi sorunlarla daha çok başvuruyor?
Özünde iletişim sorunuyla geliyorlar. Herkes konuşuyor ama herkes iyi iletişimde olmuyor. Önemli olan, dinlemeyi becermek, dinledikten sonra anladığımızı karşı tarafa göstermek. Bence sadece sorunlu çiftlere değil sorun çıkmadan önce herkese iletişim becerileri konusunda bir eğitim verilmeli. İyi iletişim iyi bir dinleyici ve iyi bir konuşmacı gerektirir. Bu özellikler olduğu zaman insanlar uzlaşmasa bile en azından kendilerini anlaşılmış hissediyorlar. Sık karşılaştığımız ikinci sorun sınırlar konusu. Sınırları çok iyi öğrenmeden büyüyoruz. Yani kayınvalide, geniş aile, ‘Kocam beni niye annesine karşı korumuyor gibi’ sınırların kaybı. Bir diğer sorun da eşlerin başlangıçta birbirine benzer olsa da evlendikten sonra farklı seyirde gitmeleri. Biri çok daha kendini geliştirirken öbürü aynı yerde kalıyor ve entelektüel doyumsuzluk ortaya çıkabiliyor. Bir de son yıllarda sadakatsizlikle sık karşılaşıyoruz.

Evliliğinde seks sorunu yaşayan çiftlere önerileriniz nelerdir?
Mutlu ve mutsuz evliliklerin ne sayında ne de çeşidinde bir farklılık var. Aslında insanlar zannediyorlar ki, “Yanlış partnerle birlikte olduğum için mutlu değilim.” Oysa mutlu evliliklerde de mutsuz evliliklerde olan benzeri tartışmalar olabiliyor. Bence mutlu evlilikle mutsuz evliliği belirleyen en önemli fark şu: Mutlu bir evlilikte çiftler ortaya çıkan problemi eşlerden birinden kaynaklanan bir sorun gibi görmüyor. Mutlu çiftler ‘benim sorunum’, ‘senin sorunun’ değil ‘bizim sorunumuz’ diyebilen, ileride çıkabilecek sorunları çözebileceğine inanan, iyimser ve biraz da espri gücü olan çiftlerdir.

Kaynak: Radikal

15 Eylül 2009 Salı

Kadir Gecesi

Öncelikle tüm ziyaretçilerimin ve hatta tüm islam aleminin Kadir Gecesini kutluyorum.Ve şimdi bu anlamlı güne özel biraz bilgi paylaşıyım diyorum:
Köken bilimi

Kadir gecesinden Mekke devrinde nazil olan ve Kur'an-ı Kerim'in doksan yedinci sûresi olan beş ayetlik Kadr Suresi (Arapça: سورة القدر )'nde bahsedilir. Bu surede Kur’an’ın indirildiği kadir gecesinden bahsedildiği için bu sureye Kadir Suresi denmiştir. Kadr, 'azamet' ve 'şeref' demektir.[1] Kadir Suresinde Kur’an’ın kadir gecesinde indirildiğinden, kadir gecesinin bin aydan daha hayırlı olduğundan, kadir gecesinin rahmet ve berekete vesile olduğundan, bu sebeple insanlık için taşıdığı değerden bahsedilir.

Zamanı

Kadir gecesinin hangi gece olduğu kesin olarak bilinmiyor fakat Ramazan'ın yirmi yedinci gününün gecesinde olduğu kabul edilir. Muhammed bunun kesinlikle hangi gece olduğunu belirtmemiş, ancak; "Siz Kadir gecesini Ramazan'ın son on günü içerisindeki tek rakamlı gecelerde arayınız" [2] demiştir.

Aslen hadislerde Ramazan'ın 20. gününden sonraki tek günlerde aranması söylenmesine rağmen, daha sonra karmaşa çıkmaması için Ramazanın 27.gün - 28. gecesi Kadir Gecesi sayılmıştır. Hicrî takvime göre de Kadir Gecesi Ramazan Ayı'nın son 10 gününde bulunur.

İlk vahiy

İslam'a göre Allah Kur'anın ilk ayetlerini Cebrail aracılığı ile Muhammed'e kırk yaşında Hira Mağarası'nda göndermiştir. İlk ayetler Kadir gecesinde indirilen Alak Suresi'nin ilk ayetleridir.[3]

İslamiyet'te Kadir Gecesine verilen önem

Kadir Gecesi, İslam alemine göre çok hayırlı ve mübarek sayılan bir aydır. Kur'an'da kadir gecesi şöyle tanımlanmıştır:

"Doğrusu biz Kur'ân'ı Kadir gecesinde indirmişizdir. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır. Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede Rablerinin izniyle her türlü iş için inerler.O gece, tanyerinin ağarmasına kadar bir esenliktir."[4]

'Innā 'Anzalnāhu Fī Laylati Al-Qadri Wa Mā 'Adrāka Mā Laylatu Al-Qadri Laylatu Al-Qadri Khayrun Min 'Alfi Shahrin Tanazzalu Al-Malā'ikatu Wa Ar-Rūĥu Fīhā Bi'idhni Rabbihim Min Kulli 'Amrin Salāmun Hiya Ĥattá Maţla`i Al-Fajri[5]

New Moon(Yeni Ay)Türkçe Altyazılı Yeni Fragman

New Moon

14 Eylül 2009 Pazartesi

Haftanın Videoları 14-20 Eylül 2009

Evet,sitemde her hafta en beğendiğim 2 videoyu paylaşıcam demiştim.İlk haftamız hayırlı,uğurlu olsun.İşte Haftanın Videolar:



İlgili aramalar: komik - ufaklık fena korktu :) -  şaka -  batuhan -  komik -  korktu -  şeker -  çocuk -  ufaklık -  ayyıldız -  komik -  video -  izle -  funny -  scare -  maze -  game


Bu videoları haftanın başında açarım ama hafta içinde gördüğüm ve beğendiğim videolara göre bu 2 video değişebilir.Haftanın son gününde yani Pazar gününde liste son halini alır.

Aslan,Geyik,Fare ve Yengeç.Hangisinin Cevabı Sizce Daha Akıllıca

ASLAN, GEYİK, FARE VE YANGEÇ HANGİSİNİN CEVABI SİZCE DAHA AKILLICA ?

DİŞİ ASLAN
Hayvanlar bir gün kim daha çok çocuk doğurabilir diye çekişmeye başlarlar.
Hep birlikte dişi aslana gidip danışırlar.
"Sen kaç çocuk doğurabiliyorsun?" diye sormuşlar aslana.
"Bir." diye yanıtlar dişli aslan. "Fakat ben aslan doğururum."

DERSIMIZ;
NITELIK, NICELIKTEN ÖNEMLIDIR.
-------------------------
YENGEÇ ILE ANNESI
"Neden böyle yan yan yürüyorsun yavrum" diye sorar anne yengeç
çocuğuna.
"Düzgün yürüsene ! " der.
- "Pekala anne" der çocuk.
- "Sen önümden düzgün yürü, ben seni takip ederim. "

DERSIMIZ;
HAREKETLER SÖZLERDEN ÖNDE GELIR?
-------------------------
HASTA GEYIK
Yaşlı bir geyik hasta düşer ve daha rahat otlayabilmek için güzel otlarla
dolu bir çalılıkta yaşamaya başlar. Her hayvanla iyi geçindiği için pek
çokhayvan sık sık geyiğin ziyaretine gelir.
Zamanla her gelen hayvan bu güzel otlardan tatmaya başlayınca kısa süre sonra tüm otlar biter. Geyik hastalıktan kurtulur ama yiyecek hiçbir şeyi kalmadığı için bir süre sonra açlıktan ölür.

DERSIMIZ;
BAZEN İYİ ŞEYLERDE PAYLAŞTIKÇA BİTEBİLİR. ELİMİZDEKİNİN DEĞERİNİ BİLELİM
-------------------------
FARELERIN TOPLANTISI
Bir gün fareler bir araya gelirler ve başlarına musallat olan bir kediden
kurtulma planları yaparlar. Pek çok fikir öne sürülür. Hiçbiri kabul
görmez.
En sonunda genç bir fare kedinin boynuna bir çan asmayı önerir. Böylece kedi kendilerine yaklaşırken farkına varacak ve kaçabileceklerdir. Bu öneri fareler tarafından alkışlarla onaylanır.
Bu arada bir köşede sessizce onları dinlemekte olan yaşlı bir fare ayağa kalkar ve bu önerinin çok zekice olduğunu, başarılı olacağından hiç kuşkusu olmadığını belirtir.
Fakat, der, Kafamı bir soru kurcalıyor. Aramızdan kim kedinin boynuna çan asacak? ?

DERSIMIZ;
IYI BIR PLAN YAPMAK AYRI, O PLANI GERÇEKLEŞTIRMEK AYRIDIR.

Seyretmeye Doyamayacaksınız.İnanılmaz Hareketler.

İŞTE BUNLAR TOPA HüKMEDEN GERÇEK FUTBOLCULAR İMPARATORLAR. SEYRETMEYE DOYAMAYACAKSINIZ...

Bu klibi defalarca seyredeceksiniz. Böyle bir şey yok. Bu adamlar topu nasıl çekiyor. Nasıl hükmediyor. neler yapıyorlar. Anlamak mümkün değil. Sanki yerçekimi yok. Uzayda oynuyorlar. Zeka çeviklik yetenek beceri hepsi bir arada. Ve bu hareketleti yapanlarda takımlarının yıldız futbolcuları. Niye yıldız olduklarını anlayabiliyoruz. Bu adamlar milyarlarca insan içinde ayaklarına hükmedebilen bir kaç oyuncudan biri.İlginç olan ise bir o kadar da kibirsiz ve mütevaziler.

BEŞ KURUŞLUK MALİYETİ DAHİ OLMAYAN TEBESSüMüN HİKAYESİ

BEŞ KURUŞLUK MALİYETİ DAHİ OLMAYAN TEBESSüMüN HİKAYESİ

Küçük kiz,hüzünlü bir yabanciya gülümsedi. Bu gülümseme adamin
kendisini daha iyi hissetmesine sebep oldu. Bu hava icinde yakin
geçmiste kendisine yardim eden bir dosta tesekkür etmedigini
hatirladi.Hemen bir not yazdi,yolladi.

Arkadasi bu tesekkürden o kadar keyiflendi ki,her ögle yemek yedigi
lokantada garson kiza yüklü bir bahsis birakti. Garson kiz ilk defa
böyle bir bahsis aliyordu.Aksam eve giderken,kazandigi paranin bir
parçasini her zaman köse basinda oturan fakir adamin sapkasina birakti.

Adam öyle ama öyle minnettar oldu ki...iki gündür bogazindan asagi
lokma geçmemisti. Karnini ilk defa doyurduktan sonra,bir apartman
bodrumundaki tek odasinin yolunu islik çalarak tuttu. Öyle neseliydi
ki, bir saçak altinda titreyen köpek yavrusunu görünce,kucagina
aliverdi.

Küçük köpek gecenin sogugundan kurtuldugu için mutluydu. Sicak odada
sabaha kadar kosusturdu.Gece yarisindan sonra apartmani dumanlar
sardi.Bir yangin basliyordu.Dumani koklayan köpek öyle bir havlamaya
basladi ki,önce fakir adam uyandi, sonra bütün apartman halki...

Anneler,babalar dumandan bogulmak üzere olan yavrularini kucaklayip,
ölümden kurtardilar ...

Bütün bunlarin hepsi,bes kurusluk bile maliyeti olmayan bir
tebessümün sonucuydu.

MUTLU BiR GÜLÜMSEYiSiN YERiNi HiÇ BiR TATLI SÖZ TUTAMAZ

Nokia X6 Satışa Hazır

Ay başında gerçekleştirilen Nokia Word 2009 konferansında firma bu yeni telefonunun prototipini basın mensuplarına göstermişti. Telefonun perakende sürümü hazırlandı ve yeni fotoğrafları basına sızdı. X6, 3.2 inç kapasitif dokunmatik ekrana sahip. Bu sayede kullanıcılar verdikleri komutların cevaplarını daha hızlı alabiliyorlar. Ürünün üzerinde S60 beşinci sürüm işletim sistemi bulunuyor.




Nokia, son yıllarda dokunmatik ekranlı müzik telefonları konusunda oldukça fazla çalışıyor. Firmanın son amiral gemisi ise X6.

Bu yeni telefonun GSM / GPRS / EDGE / HSDPA / DTM / AMR şebeke desteği bulunuyor. 433.9 MHz işlemciye sahip X6'nın 32 GB'lık bellek desteği bulunuyor. Telefonun üzerindeki 5 megapiksellik kamera Carl Zeiss lense sahip ve çift LED flash ile desteklenmiş. Bu sayede gece çekimlerinin daha kolay olacağı söylenebilir.





Ürünün MP3 / SpMidim / AAL / AAC + / eAAC + / WMA / MTP müzik formatlarına desteği bulunuyor. Kablosuz bağlantı özellikleri WLAN ve Bluetooth 2.0 desteği de olan X6'nın konuşma süresi 8 saat ve bekleme süresi 406 saat. Ayrıca ürün 35 saate yakın müzik ve 4 saate yakın 30 fps video oynatabiliyor.
Nokia X6'nın sosyal ağ desteğini de unutmamış ve Facebook'a direk erişim imkanı sunuyor. Ürünün Ovi Store'a erişim desteği bulunmasa da Ovi hizmetleriyle tamamen uyumlu. X6, Avrupa da 450 Euro'dan satışa çıkacak. Ayrıca ürünün Flash Lite desteği de bulunuyor. İlerleyen sayfalarda ürünün diğer resimlerine ulaşabilirsiniz.

Toshiba'dan Yeni Multimedya Canavarı Laptop


Enerji tüketimini en aza indirgiyor

Satellite serisine yeni katılan 16'' Satellite A500 notebook günümüzün ihtiyaçları doğrultusunda geniş multimedya özellikleri ile donatılmıştır. Televizyon özelliklerini ilk kez notebook'a entegre eden ilk üretici olan Toshiba, bu sayesinde HDMI kablosu ile bağlandığı TV, DVD, uydu alıcısını uzaktan kumanda edebilmektedir. A500 Cebit 2009 bilişim fuarında son kullacının beğenisine sunulacaktır.

Satellite A500 ile kullanıcılar her yerde film izlemenin, televizyon seyretmenin yada oyun oynamanın tadını çıkartacaklar. Multimedya özellikli ürün 16" HD Toshiba TruBrite, 16:9 özelliği, 1366 x 768 pixel çözünürlüğe sahip ekrana sahip. Entegre TV alıcısı ile DVB-T (Digital Video Broadcasting Terrestrial)üzerinden yayınları seyretmek, Harman Kardon stereo hoparlörler ve ses sistemi ile çok keyifli olacaktır. Ayrıca dahili kamerası HD özellikli web kamerasıdır

2 Farklı tasarım: Siyah LCD kapağı yeni Toshiba fusion teknolojisi olan IMR (In-Mold Rolling) ile yapılmış olan A500'e herkesin sahip olabilmesi için tasarımda 2 farklı alternatifi var. Bir modelde menteşeler ve diğer bağlantı noktaları gümüş rengi iken bir üst Premium olan tasarımda ise aynı parçalar krom özelliğine sahip, siyah kaplaması ile çok şık olan A500 elegan bir multimedya merkezidir.

İçerik yaratmada kolaylık: Satellite A500'ün klavyesi numeric keypad'a sahip.Touch Pad'in sahip olduğu Multi Touch Control özelliği ile bir arada farklı
işlemler yapabilir en sık kullandığınız özellikleri daha rahat kullanabilirsiniz. REGZA-Link özelliği sayesinde Satellite A500 Toshiba REGZA TV uzaktan kumandası ile kontrol edilebiliniz. . Toshiba CEC özellikleri ile HDMI özelliğini notebooklara yerleştiren ilk üreticidir. Tek uzaktan kumanda ile CEC uyumlu bir çok ürünü (notebook, dvd, uydu alıcısı) kullanabilmektedir. Tek uzaktan kumanda ile CEC uyumlu bir çok ürünü (notebook, dvd, uydu alıcısı) kullanabilmektedir

Sekiz dokunmatik tuş ses ve video fonksiyonlarına ve aynı zamanda enerji tüketimini en aza indirgemek için Toshiba Eco fonksiyonuna kolaylıkla ulaşılabilir. Toshiba ConfigFree sayesinde kablosuz tüm bağlantıları kolaylıkla yapabilme özelliğine sahip.

İşinin en iyisi: Satellite A500 entegre DVD multi drive'a sahip, 5-in-1 medya kart girişi,USB 2.0 ara yüzü ve eSATA/USB combo desteği kapalı konumdayken bile şarj edebilirsiniz


Toshiba çevre sorumluluğu kapsamında üretimlerini RohS uyumlu olarak gerçekleştirmektedir. Ayrıca Toshiba Eco özelliği enerji tüketimini en aza indirgemektedir.

İslami Arama Motorunda Harama Geçit Yok




İslami arama motorunda harama geçit yok!

lBu arama motoru ne Google'a ne de Bing'e benziyor: İşte haramı - helali bilen İslami arama motoru...

Yeni İslami arama motoru ImHalal.com, yapılan aramaları İslam'a uygunluklarına göre filtreliyor.

Hollanda'da yer alan arama motoru takımı yeni arama teknolojileri geliştiriyor. Geliştirdikleri arama motoru ImHalal.com, yapımcılara göre "Helali haramı ayırt ederek Müslümanlara güvenli ve sorumlu bir online gezi ve bilgi edinme şansı sunuyor"

Bu adreste yapılan aramalar üç farklı seviyede uyarıya sebep olabiliyor. Porno türü yetişkin içerik aramaları üç üzerinden üç yıldızla uyarıya sebep oluyor. Bu arama sonuçları engelleniyor. Öte yandan bira veya domuz eti sadece tek yıldızlık "haram rating"e sahip. Çünkü kullanıcılar bunları internet üzerinden tüketemiyor.Elbette kullanıcılar sonuçların temiz olacağından eminlerse bu uyarıyı geçip arama yapmaya devam edebiliyorlar.

Bu ayın başlarında hizmete giren site 400.000 tekil ziyaretçi aldı. Arama motoru ImHalal.com, reklam gelirleriyle para kazanmayı planlıyor.

ImHalal.com'a ulaşmak için tıklayın...

Boğa Burcunun Olumsuz Yönleri

Boğa Burcunun Olumsuz Yönleri

Rahatlığınızdan taviz vermez, rahatınızın bozulmasından hoşlanmazsanız.

Değerlerinize sıkı sıkıya sarılır, hiç kimsenin bir tüyünüze dahi dokunmasına izin vermezsiniz.

burcSorunlarınızı çoğu zaman görmezden gelir, arzu ederseniz çözümlersiniz.

Oldukça ağırkanlı, zevklerine düşkün, inatçı davranabilirsiniz.

Şartlar değiştirmenizi gerektirse de istemedikçe kılınızı bile kıpırdatmazsınız.

Herşeyi paraya endeksleyebilir, maddiyatla ölçebilirsiniz.

Herhangi bir kararı verirken, size olan getirilerini ön plana alır, başka bir şey düşünmezsiniz.

Belki zor öfkelenirsiniz ama bir kez kızdınız mı sizi durdurmak için günlerce uğraşmak gerekir.

Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın diye düşünürsünüz. Yani bir şey sizi rahatsız eden kadar başkalarının rahatsızlığını önemsemezsiniz.

Herkesi değerli ve değersiz olarak ikiye ayırır. Sevmediklerinize hiç şans tanımazsınız.

İlişkiniz kötü gittiği halde ayrılmayı düşünmez, hatta mutsuz olduğunuzu bile kabul etmezsiniz.

Size göre hep doğru seçimlerde bulunursunuz. Yanlışınızı kabul etmez, savunursunuz.

İçgüdüsel olarak hep dinleneceğiniz, keyifleneceğiniz yerler arar. Aynı mekanlara yıllarca gidip gelirsiniz.

Değişime kapalısınız. Size göre en ürkütücü şey radikal gelişmelerdir.

Aşkı tadında yaşamak yerine, kategorize etmeye çalışırsınız.

Cinsel isteklerinizi doyurmak oldukça zordur. Çünkü doymak bilmezsiniz.

Ekip halinde çalışmak yerine, tek başına bildiğiniz gibi hareket etmekten hoşlanırsınız.

Kimseye pek güvenmezsiniz. Paranızı kimseye emanet etmez, güvenmedikçe kimseye borç vermezsiniz. Hatta hiç vermezsiniz desek daha doğrudur.

Rahatınızı bozulmasın diye duyduğunuz duymazlıktan gördüğünüz görmezlikten gelebilirsiniz.

Sadece alıştığınız için kulağınızı tersinden gösterseniz de, bir şeyi aynı şekilde yapmaktan zevk alırsınız.

Kıskanç olduğunuz için boş yere endişelere kapılır, gereksiz yere insanları zan altında bırakabilirsiniz.

Hiçbir şekilde eski olandan vazgeçmez, kumaşları dökülene kadar aynı koltukta oturabilir, aynı yatakta yatabilirsiniz. Hatta aynı arabada, aynı evde hatta aynı çantayla yıllarca yaşayanlarınıza rastlanabilir.

En inatçı burçlardan birisisiniz. Hatta öylesine inatçısınız ki, aradan yıllar geçse de sorun yaşadığınız kişiyle küs kalabilirsiniz. Haklı da olsanız kabul etmez, bu dargınlığı sürdürebilirsiniz.

Koç Burcunun Olumsuz Yönleri

Koç Burcunun Olumsuz Yönleri

Girişim ve planlarınızı uygulamada sabırsızlık gösterebilir. Çabuk sıkılır bazen de tümüyle vazgeçebilirsiniz.

Heveslerinizi tatmin ederken, kimi zaman bencilliğinizin sınırlarını bilmeyişiniz. Yani hep kendinizi haklı görmeniz

Kimi zaman kendi içinizde büyüttüğünüz öfkenizle mantıksız davranabilir, inatlaşabilirsiniz.

Çıkarlarınız için kurnaz davranabilir, birisi sizden daha başarılı olduğunda kıskanabilirsiniz.

Ayarını bir türlü tutturamadığınız açık sözlülüğünüz nedeniyle istemeden de olsa kalp kırabilirsiniz.

Herhangi bir şey, istemediğiniz şekilde geliştiğinde bunun nedenleri üzerinde durmak yerine sağa sola öfkeyle bağırabilir, hiç yoktan yere tatsızlık çıkarabilirsiniz.

Kimi zaman öfkenizi dizginlemeniz oldukça zordur. İşte böyle zamanlarda kinlenebilir ve intikam almayı düşünebilirsiniz.

Size göre her konuda haklısınızdır. En doğruyu siz bilirsiniz ve adım attığınız herşeyde sözünüz dinlenmelidir. Hatta sizi takip etmediklerinde şaşırıp kalırsınız.

Dünya üzerinize gelse, bir şeye kafanızı taktınız mı onu illaki yapmak istersiniz. Bu, inatçılığınızdan kaynaklanmaktadır.

Bazen cesaretiniz hiç olmayacak işlere kalkışmanıza, tedbirsiz davranmanıza neden olabilir.

Talepkar davranır, hızlıca elde etmek istersiniz.

Kimseyi beklemez, bir an önce sonuç almak istersiniz.

Uzun vadeli hedeflerde gereken sabrı göstermezsiniz.

İstekleriniz olmadığında küser hatta oldukça sinirlenirsiniz.

Başkalarının onayına ihtiyaç duymaz, kendi bildiğinizi okumaktan hoşlanırsınız.

Başkalarının sunduğu projelere dahil olmaktan hoşlanmaz. Olur da katılırsanız, liderliğin mutlaka sizde olmasını istersiniz.

Dünya sanki sizin üzerinize kurulmuş gibidir.

İstiyorum, benim olmalı, bana göre, o benimdir, ben olmasam gibi cümleleri sıkça kullanabilirsiniz.

Sonuçlarını düşünmeden hareket edebilir, herşeye balıklama atlayabilirsiniz.

Patronlarınızın fikirlerine uymak yerine, kendi bildiğinizi okumaktan hoşlanırsınız.

Agresif hallerinizle bulunduğunuz ortamlarda gerilim yaratabilir. Sonra da hiçbir şey olmamış gibi hakimiyeti ele almak için diretirsiniz.

Herkesin bildiğinin aksine epeyce korkularınız vardır. Bunları asla kabul etmezsiniz.

Kendinizden güçsüz biri gördünüz mü hemen onun üzerinde hakimiyet kurarsınız. Tam tersi güçlü biriyle karşılaştığınızda kendinizi mazlum biri gibi ifade edersiniz. Ta ki onu yenene kadar.

Kadın ve Erkek Koçlar aşkta lider olmaya meyilli, gelir geçer aşklar yaşamaya isteklisinizdir.

Koçlarla evlenenler en başından onların hakimiyetini kabul etmek zorundadırlar. Yoksa evin içinde kavga ve huzursuzluk eksik olmaz.

Alkışlanmaktan, pohpohlanmaktan müthiş zevk alırsınız. Bunu bulamadınız mı anında öfkelenirsiniz.



Cepte Kontör Bitiyor.Dakika Başlıyor.

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), haberleşme sektöründe çok ses getirecek bir adımla 'kontör' uygulamasına son vermeye hazırlanıyor. BTK'nın, bu konuda yaptığı çalışmanın öngörülen zaman dilimi içinde tamamlanması halinde operatörler, 6 aylık geçiş dönemin ardından abonelerine 'süre' satışı yapacak.

SADECE TÜRKİYE VE SURİYE'DE VAR
Sabah gazetesinin haberine göre, BTK'dan üst düzey bir yetkili, dünyada Türkiye ve Suriye dışında hiçbir ülkede 'kontör' uygulamasının kalmadığını belirterek, "Türkiye'de, bu konuda yeni sisteme geçmek için çalışma yapıyor. Çalışmada, işin usul ve esasları belirlenecek. 6 aylık geçiş döneminin ardından operatörler, abonelerine örneğin 100 kontör satmak yerine 100 dakika satışı yapacak. Aboneler, kaç dakika konuşacaklarını net olarak bilecek" dedi.

ŞEFFAFLAŞACAK
GSM operatörlerinin ön ödemeli hat sahibi abonelere, 'ne zaman, kimle ve ne kadar süreyle' görüşme yaptığını bildiren ayrıntılı fatura göndermediğini anımsatan aynı yetkili, "Kurum, bu konuda da çalışma yapıyor. Ön ödemeli hat sahibi aboneler de görüşmelerine ilişkin ayrıntıları görebilecek" diye konuştu. BTK daha önce de kontörlerin 20 saniyede sabitlenerek eşitlenmesi konusunda bir karar almıştı.

KONTÖRE AYRINTILI FATURA
Ön ödemeli hat sahibi abonelerden bir bölümü BTK'ya, daha az sürede kontörlerinin bittiği şikâyetinde bulundu. Kurum, buna karşı ayrıntılı fatura uygulamasını başlatıyor.

KONTÖRDE ŞİKAYET VAR

Yetkililer , çalışma sonunda 'kontör' uygulamasına devam kararının çıkma olasılığı ile ilgili, "Uygulama, devam etsin de denebilir ama çok şikâyet alıyoruz. Aboneler 'Şu kadar kontörüm olması gerekirdi, şu kadar kalmış' diyor" dedi.


13 Eylül 2009 Pazar

Erkeklere Özel 10 Parfüm

Kadınları etkilemek aklınızın hep bir kenarında biliyoruz. Kadınların koku duyularını etkilerseniz daha kolay yoldan onlara ulaşabilirsiniz. İşte erkeğin en etkili özel 10 parfümü.



1- L'Homme Sport


Rafael Nadal'ın reklam yüzü olduğu bu parfümde limon, lavanta, ağaç bazlı Endonezya paçulisi esansları var.



2- Italian Cypress Tom Ford


Akdeniz esanslı, mandalina, bergamot ve biraz baharat kokularıyla maskülen bir parfüm.



3- Neroli Sauvage


Ev yapımı bir parfüm arıyorsanız Creed en uygunu. 1760 yılında James Henry Creed'in Londra'daki dükkanında keşfettiği bir parfüm.



4- Terre d'Hermes


Üzüm ve portakal kokulu bu parfüm zenginliği ve gücü temsil ediyor adeta. Yıllara meydan okuyan bir koku.



5- Fantastic Man


Byredo tarafından üretilen ve oldukça klasikleşen bir esans. Bergamot ve doğanın bir sürü çiçeğinin kokularını içinde barındıran özel bir parfüm.



6- Infusion d'Homme


Bir erkeğin kullanması gereken bir koku diye lanse edilen bu parfüm size taze ve etkili bir görünüm verecek.



7- Diptyque


Tarçın, Bulgar gülü, safran kokularının karışımlarıyla tatlı bir esans içeriyor. Her koklayanın bu içiliyor mu demesi size tatlılığı hakkında biraz bilgi vermiştir umarım.



8- Geranium Pour Monsieur


Eşi benzeri olmayan bir koku arıyorsanız Frederic Malle'nin Geranium'u tam size göre. Taze, turunçgil esamsları içeriyor.



9- Man


Cildinizde hafif bir tonik etkisi yaratacak bu bergamot esanslı parfüm kadınlar üzerinde derin bir etki yaratıyor.



10- Le Bateleur


D&G tarafından tahrik edici bir parfüm olarak lanse edilen Le Bateleur su gibi bir tazelik ve size derinlik verecek.

14 Yolla Kendinize Aşık Edin

Bir kadının aşık olması çok zor gibi görünebilir ama işin ayrıntı kısmını bilince olayların daha kolay gelişmesini sağlayacaksınız. İşte bir kadını kendinize aşık ettirecek 14 öneri


1) Nedenini söyleyin


"Seni seviyorum" cümlesini söylemek oldukça kolaydır. Neden sevdiğinizi anlatın. Sevdiğinizin yanı ister çilolata kemirmesi isterse sarhoşken attığı kahkahalar olsun. Bu ayrıntılar kendini özel hissetirecektir.

2) Ona danışın


Sizin için önemli olan bir konu hakkında ondan tavsiye isteyin (gerçekten ihtiyacınız olmasa bile) Fikirlerine değer verdiğinizi göstereceksiniz.

3) Hazırlıklı olun


Bir fotoğrafını telefonunuzda saklayın. Her ne kadar reddetse de, emin olun mutlaka telefonunuzu karıştıracaktır.

4) Temiz olun


Kadınların koku alma duyuları erkeklerden daha güçlüdür. Adresin yatak olduğu günlerde, kıyafetlerinizi ve yatak örtülerinizi temiz olanlarıyla değiştirin. Siz tıraş olduktan sonra lavabodan sizin kıllarınızı temizlediği her an sizi daha az seviyor.

5) Mazinizi unutmayın


Mutlu son için başlangıcı iyi hatırlamalısınız: İlk buluşmanızın ayrıntılarını, üstündeki kıyafetlerini ve onun ilk sözlerini... Bu sıralamayı tekrar edin.

6) Durmayın


Çoğu erkek başta harika sevgiliyi oynar: Yastığın altına bırakılan sevgi notları ve vücudu hakkında iltifatlar. Bir yıl sonra ise hiçbirinden eser kalmaz. Tamamen size ait olduğunu düşünmeyin ve onu elinizde tutmak için uğraşın.

7) Şimdi de dinleyin


Ona gününün nasıl geçirdiğini sorun ve gerçekten dinleyin.

8) Malum günleri drama çevirmeyin


Bir kadının regl döngüsü 28 gündür ve regl olmadan 2-3 gün önce hassas bir ruh haline bürünmesi normaldir. O günleri takviminize not edin, anlayışlı olun ve gülümsemenizi eksik etmeyin.

9) Ve kendinize saklayın


"Benim üzüntümü nasıl olur da hormonlarıma bağlarsın"

10) Onu da dahil edin


Futbol maçı ekibinize bir gün onu da çağırın. Hakeme ettiğiniz stres arttırıcı küfürleri işittikten sonra spora ayırdığınız vakte laf edemeyecek.

11) Çaba harcayın, para değil


Paris te bir haftasonu tabii ki güzeldir ama evi temizlemek, yemek pişirmek ve bulaşıkları yıkamak sevginizi ispat etmenin daha etkili bir yoludur.

12) Oda servisini arayın


O şehir dışındayken otelini arayın ve odasına bir sepet dolusu çikolata gönderin. Orada olmamanız karşılığını alamayacağınızı göstermez.

13) Açık vermeyin


Kadınlar genetik olarak eski kızarkadaşlarınızla neden ayrıldığınızı sormaya ve cevaplar üzerinden ilişkinizi analiz etmeye programlıdır. "O senin gibi değildi" gibi basit cevaplar vermekten kaçının.

14) Gözyaşlarını silin


Tüm kadınlar ağlar, o yüzden hamlenizi doğru yapın. Kucaklayın, usulca gözyaşlarını silin ve problemin ne olduğunu sorun. Aranızdaki temel farkı da aklınızdan çıkarmayın: Kadınla sizden dinlemenizi bekler, çözüm bulmanızı değil.

Maddelerimiz bir denek kadın üzerinde denenmiş ve aşk yüzdesinde artış olduğu görülmüştür. Siz genede bol iltifat, bol sürprizi eksik etmeyin.

BİR DİLENCİNİN AĞZINDAN - BAYRAM İÇİN ÖZEL

Sanırım aşağıdaki mısralar bir dilencinin ağzından çıkabilecek en şiirsel sözler olsa gerek. Elbette Goethe Faust ta bu güzel mısraları bir dilencinin ağzından bizlere yazmış. Bakınız ne diyor;

İyi kalpli baylar ve güzel bayanlar
Size dilerim kutlu bayramlar
Lütfen yüzüme iyi bakın
Ve beni dardan kurtarın
Boşa gitmesin bu şarkılar
Sadaka veren olsun bahtiyar
Bayram yaparken herkes
Sevinsin birazda şu kimsesiz
Ne olur sevincinden bayramın
Bana da bir pay ayırın

Goethe

Heralde çoğumuz dilenciye para vermişiz yada çalışsın kardeşim demiş yahut acaba gerçek dilenci mi diye düşünmüşüzdür. Ancak aşağıdaki mısralar bir dilencinin ağzından bize aktarılmış gibi görünsede asıl mesele toplumda yardıma muhtaç kimselere nasıl yardım edeceğimiz ve paylaşacağımız fikrinin vurgulanmasıdır. 1700 lü yıların büyük Alman şairi ve oyun yazarı olan Goethe sanırım teknolojiden uzak o günlerde bu günlerde bir çok kimsenin görmediği şeyleri görmüştür. Zaten büyük sanatçı olmanın bir kriteri de bu olsa gerek. Bir şeyleri farklı görebilmek. Tabi onların okuduklarını ve düşündüklerini bilmeninde ötesinde, bir bilgelik olmalı ruhlarının derinliklerinde. Onların sanki içlerinde gönüllerinde fazladan gözler yahut kulaklar var. Farklı duyar ve duyarlılıklar gösterirler. Eğer bir şair bir eserini 60 yılda yazıyor ise bu eser defalarca okunmaya değer bir eser olsa gerek. Sanırım batı edebiyatında farklı bir tarzı ve gönül gözü olan nadir şairlerden biri Goethe. Bu güne gelirsek yani 2007 ye. Bizler topumsal yardımlaşma kavramında nasıl bakıyoruz? Örneğin lüks arabamızda sahilden usul usul giderken arabamız ışıkta durduğunda yandaki çöp kutusundan ekmek bulmaya çalışan bir dilenci ne kadar ilgimizi çekiyor. Yada Dünya nın x yerinde haksız yere ölen veya öldürülen insanları haber bültenlerinde gördüğümüzde nasıl devekuşları gibi kafamızı toprağa gömerek hiç bir şey yokmuş gibi sohbetimize devam ediyoruz. Elbette herkes zengin olsun. Ama bu Dünya daki herşey bazı kimselerin emrine verilmiş değildir. Evet bazıları ise buna güçlü olan kazanır diyor. Bu sanırım hayvanlar alminde böyle. İnsanlar ise durup düşünüp analiz yapabiliyor. Ve hayır diyor. Güçlü olan değil iyi olan hakeden kazansın ve yaşasın. Eğer güçlü olan kazanacaksa bu oyunda ben yokum topumu alıp giderim demek de doğru değil. Şöyle bir etrafımıza bakalım. Gururla ekmek ve yaşam mücadelesi veren ama ihtiyaçlarını karşılamayan insanlara hep beraber yardım edelim. O zaman belkide sokaklarda Goethe nin dizelerideki gibi bizimle dalga geçen bohem dilencilerle karşılaşırız. Onlarla şiir konuşur sohbet ederiz. İyiki varmışsın Goethe gönlüne ve kalemine rahmet

12 Eylül 2009 Cumartesi

Türk Erkekleriyle İtalyan Erkekleri Arasındaki Farklar

Türk Erkekleriyle İtalyan Erkekleri Arasindaki Farklar

T

Turk erkekleri ile Italyan erkekleri arasindaki farklar:

• Italyan erkekleri bakimlidir. Turk erkekleri bakimsiz ve killidir.

• Italyan erkekleri her gun banyo yapar ve muthis kokular surerler, Turkiye’de ise otobuste turk erkeklerinin koltuk alti kokusundan rahatsiz olmamak mumkun degildir.

• Italyan erkekleri kibardir, Turk erkekleri ise kirodur.

• Italyan erkekleri fakir de olsalar klaslari vardir. Ne yaparlarsa yaparlar adamlar analarindan klas dogmustur, Turk erkekleri ise ugrassa da giyinmeyi bile beceremezlerdir.

• Italyan erkekleri boylu poslu ve kaslidir, “yani tas gibi erkek” tanimlamasina en uyan irktir. Turk erkekleri ise ciliz ve kisa boyludurlar.

• Italyan erkekleri seks yapmayi bilirler, yatakta romantiktirler. Turk erkekleri ise abaza olmayi iyi seks yapmak sanirlar ve sevismeye baslar baslamaz hayvan gibi uzerinize atlarlar.

• Italyan erkekleri opusme konusunda uzmandir. Turk erkekleri ise dilini bogazina sokmayi iyi opusme sayarlar.

• Italyan erkekleriyle her konuyu acikca konusabilirsiniz anlayislidirlar, Turk erkeklerininse sacma sapan egolari vardir en ufak bi lafiniza aptalca bi cevap indirirler.

• Italyan erkekler yatakta iyi kadin ararlar ve sizden bakire olmanizi beklemezler, Turk erkekleri ise hem namuslu hem de seks uzmani kadin ararlar.

• Italyan erkekleri zor elde edilir. Turk erkekleri ise amsalak ve abazadir istemeseniz de ayaginiza dolasirlar ve bunu asla kabul etmezler.

• Italyan erkekleri yakisiklidir. Turk erkeklerinin burunlari ve vucutlari bicimsizdir.

• Bir Italyan erkegiyle evlendiyseniz size piyango vurdu demektir. Turk erkekleri ise bi kadinla sadece hizmetci olarak kullanmak icin evlenir.

• Italyan erkeklerine sinirlenip tokat bile atsaniz kadin oldugunuz icin asla tokata tokatla karsilik vermezler, Turk erkekleri yontulmamis ayi misali birakin tokat atmayi kadini doverler bile. Ve bunun ayilik oldugunun bile farkina varmadan ovunurler.

• Italyan erkekleri sizin basarinizla gurur duyarlar ve her zaman yukselmenizden yanadirlar, Turk erkekleri ise kendilerinden cok para kazanan kadini kiskanir ve surekli sidik yaristirirlar. Trafikte kendininkinden daha luks araba kullanan bayan gordugunde bir turk erkegi resmen cildirir ve o bayana kaza yaptirmak icin elinden geleni yapar.

• Bir Italyan erkegiyle yasadiginiz 4 duvar arasinda kalir, ama bi Turk erkegiyle yasadiginizi o erkegin networkundeki herkes ogrenmistir, yasadiklarini butun arkadaslarina anlatacak kadar serefsizdir.

• Italyan erkekleri moderndir, Italya’da plajda hic bir goz tacizine ugramadan rahat rahat ustsuz guneslenebilirsiniz. Turk erkekleri ise dagdan inme hanzodur, Turkiye’de yaz basladi mi plaj magandalari sirf otuzbire malzeme cikarmak plaja giderler.

• Italyan erkekleri o kadar harikadir ki, Italya’da dag basinda otostop cekip gozunuz kapali bir Italyan erkeginin arabasina binebilirsiniz, sizi romantik bir aksam yemegine bile goturur. Tabiki bizim yontulmamis Turk erkegiyse ya tecavuze yeltenir ya da oranizi buranizi eller.

• Italya’da issiz bir yerde yurumek tehlikeli degildir. Turkiye’de her taraf bilmemnesalak dolu oldugu icin issiz bir yerde yururseniz tecavuz edilip bi tarafa atilmaniz ihtimali buyuktur.

• Italyan erkekleri internette bi bayandan sadece sohbet amacli msn adresi isterler.Turk erkekleri ise hem kadin msn i icin arkadaslarina yalvarirlar hem de elimi sallasam ellisi derler.

• Italyan erkeklerinin sacmasapan egolari yoktur, Bir Turk kizi tarafindan kicina tekme yiyen ve egolari incinen Turk erkegi cinsleri ise o gun surekli “Ruslar on numara abicim” derler.

• Italyan erkekleri gittiginiz her yerde sizi yuceltirler, onlarla gezmekten gurur duyarsiniz. Turk erkekleri ise her yerde sizi rezil ederler. Bu suna benzer bi Italyan erkegiyle gezme Porche marka arabayla gezmek gibidir Turkle gezme ise buna oranla at arabasiyla gezmek kadar rezil edici bir durumdur.

• Italyan erkeklerinin klasi dunya capinda duyulmustur, dunyanin neresinde olursa olsun erkek arkadasim italyan dediginizde onun havasi bile yeter. Turk erkeklerinin de bilmemnesalakligi o kadar meshurdur ki bircok ulke bunun farkinda oldugu icin vize konusunda sadece Turk erkeklerine buyuk zorluk cikarilmasinin sebebi bilmemnesalakliklaridir.

• Herseyden onemlisi Italyan erkeklerini penisi en ideal boyuttadir. Turk erkekleri ise avrupanin en ufak penis ortalamasina sahip olduklari ispatlanmis olmasina ragmen o ufacik aletleriyle ilgili palavra atip chat yaparken M28cmist gibi niklerle abaza bi sekilde internette kadin ararlar. Sirf penisleri ufak oldugu icin penislerinin iki katindan bile daha buyuk penisli zenci ve arap erkeklerini kotulerler. Araplar pistir lafi da penisi ufak ve kiskanc bir Turk erkegi tarafindan soylenmistir.

• Italyan erkekleri kendileri gibi siyah sacli beyaz tenli insanlardan hoslanirlar ve asla kendi kadinlarina cirkin demezler, ruslarin turklerden guzel oldugunu iddia eden butun turk erkeklerininse tek ortak ozelligi daha once bi turk kadin tarafindan kiclarina yedileri tekmeden dolayi kuyruk acilarinin intikamini almaktir :-)

10 Eylül 2009 Perşembe

Tavsiye Ettiğim Online Oyun Siteleri

Tavsiye ettiğim,oynamanızı önerdiğim online oyun sitelerini sizler için aşağıda paylaştım.

www.travian.com

www.gallendor.net

www.bitefight.net

www.ikariam.net

www.darkorbit.com

www.seafight.net

www.gladiatus.net

Şuan için benim tavsiye ettiklerim bunlar.İlerde listeye belki yeni siteler gelebilir veya bazıları listeden çıkabilir.

Yoldan 5 Sırp Çevirsem,Avrupa Şampiyonu Olurum.

Öncelikle herkese merhabalar ..

Yeni yazımda Balkan Ekolü'nde daha doğrusu bu ekolün en önemli temsilcisi Sırbistan'dan bahsedeceğim. Sırpların basketbol alt-yapısından ve bunların getirilerinden , Sırbistan'daki hemen her oyuncunun takım oyununa yatkınlığına değinerek dün geceki galibiyetlerinin aslında sürpriz olmadığını ve bu oyunu turnuvanın geneline yansıtabileceklerinden söz edeceğim ..

Balkan ekolünden bahsetmekte fayda var. Bilindiği üzere bizim ata sporumuz güreştir. Sırplar ve diğer balkan toplumları içinse basketbolu ata sporu olarak gösterebiliriz. Eski Yugoslavya döneminden günümüze kadar gerek NBA'e gerekse Avrupa'nın çeşitli ülkelerine önemli oyuncular gönderen bu toplum hemen her Dünya ve Avrupa Şampiyonası'nda madalya kovalayan bir milli takıma sahipti. Orta boylu şuttan fazla hoşlanmayan bir pasor guard , ona yardımcı olabilecek içeriyede girebilecek sağlam bir 2.guard ve uzun kollarıyla inanılmaz şutlar atan forveti ve kaya gibi sapasağlam bir pivot , Sırp ekolünün değişilmez parçalarıdır. Ve bu sadece A takım için geçerli değildir , tüm altyapılarda durum aynı şekildedir. 2005 senesinde Belgrad'a gittiğimde Sırpların bir Alt Yapı Milli takımını izledim. ( Hangi yaş grubu olduğunu bilmiyorum ama 15-18 yaş arası olsa gerek ) Oyun stilleri ve takım oyuncularının fizik yapıları A takımdakilere benziyordu. Benim izlediğim takımın guard'ı olan Tepic zaten dün akşam A takımın ilk 5'deydi. O zamanlar 17-18 yaşında olan bu guard'ın ne kadar büyük bir özgüveni olduğunu görmeliydiniz , zaten Sırplar için basketbolda en önemli şey özgüvendir. Sırp basketbol anlayışında kolları uzun olan herkesin şut atması gereklidir. Evet size saçma gelebilir ama bu yolla DÜnya'nın en elleri titremez şutörlerine sahip oldular ve onların önderliğinde bu senede madalya kovalıyorlar.

Yugoslav olarak nitelendirebileceğimiz toplumun en önemli özelliğide hemen hepsinin spora karşı ilgili ve becerikli olmalarıdır. Tıpkı başlıkta dediğim gibi “ Yoldan 5 Sırp çevirseniz, biraz antreman yaptırıp kuralları öğretseniz gerçekten iyi basketbol oynarlar “ Tabi Sırp takımına öylesine seçilmiş sıradan oyuncular demiyorum. Hepsi değerli yetenekli oyuncular ama geçmiş dönemdeki isimleri görünce bu takımın kağıt üstünde onlardan çok daha zayıf bir takım olduğunu görüyoruz fakat onlar inanılmaz bir oyunla ve bunaltıcı savunma anlayışıyla güçlü rakiplerini kolay yendiler. Tanınmamış , ünü henüz Sırbistan sınırlarını aşmamış bir çok oyuncudan kurulu bu takımın başarılı oyunu gerçekten beni biraz şaşırttı birazda düşündürdü. Acaba bizdede onlar gibi alt-yapı olsa bizde her turnuvada , her kadroyla onlar kadar başarılı olabilirmiydik ? Dün gece İspanya’ya karşı gösterdikleri direnci gösterebilirmiydik ? Aslına bakarsanız evet derim ama onlarla eşit bir alt-yapı düzeni yakalamamız gerçekten imkansız. Bunun için basketbola karşı büyük bir ilgiye gerek var. Şirketlerin sadece kulüp takımlarına değil milli takımada inanılmaz özen göstermesi gerekiyor. Ve takımlarımızın birazda milliyetçi olması gerekmekte. Özellikle Balkanlarda bu konuya çok önem veriliyor , Partizan tüm iyi oyuncularını hazırlık kampı olmasına rağmen hiç düşünmeden milli takıma göndermiş. Çünkü onların kazanabileceği bir başarının kendi marka değerlerinide yükselteceğini farkındalar.


Sırp takımının İspanya karşısında oynadığı oyun gerçekten ilginçti. Takımın yaş ortalaması tahminimce 25 civarı olsa gerek. Hatta bundanda düşüktür . Yani çok tecrübeli 4-5 Avrupa şampiyonası yaşayan oyuncular değiller ama buna rağmen tıpkı 12 Dev Adam gibi kendisinden kağıt üstünde güçlü bir takıma karşı yürekleriyle savaştılar. Onlarda tıpkı bizim gibi zor maçları çok sever. Eğlence anlayışlarında favori takımları her spor dalında yenmek vardır. İşin ilginç yanı genel açıdan Sırplar savunma yapmayı sever ama hücum güçlerini savunmanın gölgesinde bırakmayı çok nadir tercih ederler. Zaten bunu yapabildiklerinde bir takım olabilirler. Sırpların son dönemdeki başarısız oyunlarının sebebi genç oyuncuların nerede topu kullanacakları nerede frene basacaklarını bilmemeleriydi. Yoksa onlar hemen her maç aynı savunmayı yapıyorlardı ama dün akşam gösterdiki Sırplar hatalarını ve hücumdaki tutarsızlıklarını iyi görmüş. Bunları iyi çalışmış ve dış şutları bir yana bırakarak içeriden düzenli oynamaya karar vermiş. Evet yeri geldiğinde dış şutlardada önemli bir başarı yakaladılar ve maçı koparan bu şutlar oldu ama bunu maçın geneline yaymaya çalışıp " Ben dış şut atmayı seviyorum bulduğumu gönderirim " deseydi bunu başaramazdı.Sırp basketbol anlayışının dün gece sahaya yansıyan bir özelliğide hırs ve inanç faktörüdür. Bu açıdanda Türk basketboluna benzer hatta iki basketbol anlayışı arasındaki iki fark belirleyebildim. Birincisi onların alt-yapısının bize göre güçlü olması bir diğeride oyuncuların özellikleri. Ancak inanç ve hırs açısından gerçekten inanılmaz benzer özellikler mevcut. Mesela Sırp takımı üst üste sayılar yediği zaman kolay demorolize olur morali düşer ancak hırsıyla ve inadıyla maçı asla bırakmaz ( bknz. Dün akşam. Navarro’nun üçlüğünden sonra gelen sayılar ardından moral olarak düştüler ama hırslı oynadılar ve farkı yine eski seviyesine getirdiler. ) Ve kafa açısından her maça hazırdırlar zaten dün akşamki maç kafada bitti. Eğer onlar şu adamlara bak hepsi yıldız diyerek maça başlasaydı zaten İspanyollar maçı bitirirdi ama onlar bunların bizden bir farkı yok diyerek sahaya çıktılar başlarda başabaş oynadılar sonrasında sert savunmalarıyla farkı açarak galibiyeti kazandılar. Oynadıkları oyunlada ciddi anlamda bir favori olduklarını gösterdiler. Bu çizgide devam ederlerse benim en büyük şampiyonluk adayım. İlk maçtan belli olmaz diyenlere ; “ Görünen köy kılavuz istemez “ diyorum . Zaten bu genç oyuncuların kendilerini kanıtlaması ve gelecekleri için önemli bir adım atabilmeleri açısından başka bir şıkları yok. Bu şampiyonada ne yaparlarsa gelecek sezon ona göre bir takımda olacaklar. Senelerce bu şampiyonada yaptıklarıyla anılacaklar ve takımlar onları araştırırken öncelikli olarak bu şampiyonayı göz önüne alacak. O yüzden bu turnuva her oyuncu için altın değerinde hepsinin dün gece ne kadar hırslı oynadığını , rakibine nasıl baskı yaptığını ve her sayıda ne kadar sevindiğini , maça ne kadar inandığını gördük. Bu oyunla alınabilecek bir şampiyonluk kesinlikle sürpriz olmaz .


Uzun lafın kısası , isimleri henüz yeni yeni telafuz edilmeye başlanan bu Sırp oyuncular kağıt üstünde kendilerinden çok güçlü olan İspanya’yı yendi ve umut dolu bir başlangıç yaptı. Daha 3-4 sene önce alt yapıda oynayan bu gençler niyetlerini daha ilk maçtan belli etti. Basketbolun Dünya'daki 2.merkezinden gelen gençler bu sefer çok daha iddaalı.

Zaten Basketbolu çok seven toplumlarına bu spor dahada sevdirmek için

alıntıdır...

Sistemsel Hatalara Rağmen Kazanmak Güzel Şey

Şampiyonaların başlangıç maçları çok önemlidir,nasıl başlarsa öyle gider mantığıyla herkes ilk maça çok konsantre ve saldırgan çıkar,bu sebeble ilk maçı dişe diş bir rakiple yapmaktansa daha zayıf halka olan bir takımla yapmak önemlidir.Dün rakibimiz Litvanya idi,açıkcası takır takır hücum eden ekol basketbol oynayan takımı düşününce bu turnuvanın ilk maçını Litvanya ile yapmak biraz şansızlık gibi göründü bana.Neyse ki Milli oyuncularımız dün ‘’sistemsel hatalara’’ rağmen,bireysel yetenek ve çabalarıyla maçı kazandılarda,yüzümüzü güldürdüler.

Periyod periyod ele almıycam maçı,motivasyon ve konsantrasyonumuz üst seviyedeydi,savunmamız canlı ve saldırgandı,savunmadaki tek handikapımız oyuncularımız çok hevesli oldukları için bazen körü körüne işler yapıp arkalarından adam kaçırıyolar dün geceki maç bu yüzden oldukça canımız yandı, şahsi kanaatim maçlar ilerledikçe bu handikapları üstümüzden atarız.Alan savunması ve adam adama savunmayı oldukça başarılı yaptık,ön alanda 2 kısa guardla yaptığımız yıldırıcı baskı Litvanya’ya soğuk duş etkisi yarattı,yalnız burdada sitemim Tanjevic’e 2‘li guard baskısı periyodun belli dakikalarında uygulanıp başarısını kanıtlamışken 3. Ve 4.periyod bu yıldırıcı baskıyı hiç kullanmaması ve Litvanya’nın yarı sahayı hızlı/kolay geçmesine izin vermesi skorda net üstünlük sağlamamızı engelledi.Rotasyon kullanış şekliylede bizi epey üzdü dün gece Tanjevic,oyuncular oyuna adapte olup ısınamadan sürekli gir çık yaptılar bir türlü ritm tutturamamamızın sebebi birazda buydu.Yinede bireysel baskıcı ve ısıran savunma sonuca götüren en etkili faktördü dün gece bizi.

Hücum performansımızdan biraz bahsedecek olursak,hücumda topu iyi paylaşamadık,ritm bulamadık.Ersan,Hido,faul çizgisinden Ender ve Oğuz dışında skor için elini taşın altına sokan yoktu,kaldı ki Ersan ve Hido kenardayken topu potaya fırlatmakta dahi zorlandık.Kerem,Sinan hatta Engin çok daha aktif rol almak zorunda hücumda.Top elden ele dönemedi bir türlü,hızlı pas trafiğini izleyemedik ve en önemlisi biri bu takıma ‘’hızlı hücum’’ yapmayı öğretsin.Savunmayı büyük emeklerle savaşarak yap sonra hızlı hücumda 2 pas yapıp potaya gideme..Olmaz böyle şey kolay sayıları kaçırmamıza bu maç göz yumduk ama daha dişli bir rakip karşısında bu hücumlardan boş dönersek sahadan boynu bükük ayrılırız.Hido ’yu oyun kurucu ve oyunun kildini açmak,Ersan’ı ise sürpriz skor opsiyonu olarak kullanan Tanjevic fiziksel olarak bu 2 oyuncu yorulup kenara geldiğinde takımı destekleyecek ek planlar yapmalı,lakın sahadaki diğer oyuncularda gözüme çarpan bir şey var;oldukça özgüvensiz gördüm onları hücumda,kendi şutlarını yaratmalarını geçtim boş şutlarda tereddüt etmeleri,yada topla direkt potaya drive etmemeleri biraz canımı sıktı,maçı kazandığımız için bu detaylara çok takılmadım ama skor opsiyonumuz kısıtlı olursa nekadar savunma yaparsak yapalım maç alamayız.

Dün gece maçı kazanmamızdaki önemli bir etkende Litvanya’nın kendi gibi olmamasıydı,kadrosunda elit skorerleri yoktu ve herşeyden önce kendi sistemlerini oynamak yerine ilk amaçları bizi kilitlemek ,bizi oynatmamaktı,ama biz onların hızlı pas trafiğini yavaşlatıp bireysel oyunlarımızla basketler bulunca 4.periyod’un başından başlayarak dirençleri kırıldı ve maçı kazanıp turnuvaya güzel bir başlangıç yaptık.

alıntıdır...